"

Taşeronda çalışmaktayken 696 Sayılı KHK ile işçi kadrosuna geçirilen yüzbinlerde işçinin uzun zamandan beri beklediği Yargıtay kararı işçiler adına olumsuz sonuçlanarak davayı red etmişti.

Konuyla ilgili açıklama yapan Av.Barış Kalkan;

Birçok kamu kurum ve kuruluşunda sürekli işçi kadrosuna geçirilmeden önce işçilerin ücretleri ihale şartnameleri ile asgari ücretin oransal fazlası olarak belirlendiği, kadroya geçtikten sonra 2018 yılında da  aynı oranda ücretin ödenmeye devam edildiği halde 2019 yılına gelindiğinde Çalışma Genel Müdürlüğünün görüşü sebebiyle birçok kamu kurum ve kuruluşu, Asgari Ücrete Gelen Zam Miktarını işçilere uygulamamış, bünyelerinde çalışmakta olan işçilerden ücretleri asgari ücretin altında kalanlara asgari ücret seviyesine çekip %4 zam, ücretleri asgari ücretin üzerinde olanlara da sadece %4 zam uygulamak suretiyle maaş ödemesi yapmışlardır.

“ 2018 yılında taşeron nezdinde çalışmakta olan yüzbinlerce işçi çalışmış oldukları kurumlar nezdinde sürekli işçi kadrosuna geçirilirken, alt işveren nezdindeki ücret ve diğer sosyal haklarıyla birlikte sürekli işçi kadrosuna geçirilmişlerdir. Asgari ücretin belli bir yüzde fazlası ile yani oransal fazlası ile kadroya geçenler 2018 yılı boyunca bu farklarını almış fakat 2019 yılına gelindiğinde Çalışma Genel Müdürlüğünün bir görüşünün kurumlar tarafından yanlış yorumlanması neticesinde yüzbinlerce işçinin maaşı eksik ödenmiştir. Bizler  asgari ücret farklarını mahkemeye taşıdık yerel mahkemeler ve istinaf mahkemeleri davamız haklı bularak işçilere eksik maaş ödendiğine hüküm etti.Konu Yargıtay 9.Hukuk dairesine gitti maalesef binlerce işçinin emeği yok sayıldı.Sözleşmesinde rakamsal olarak ibare bulunmayanlar ile dönemin asgari ücret fazlasını yüzde olarak değil rakam olarak yazılan sözleşmelerini Yargıtay 9.Hukuk Dairesi yok saydı.Hukuki süreçlerimizi ve girişimlerimizi sonuna kadar sürdüreceğiz,kısa zamanda konunun T.B.M.B'de konuşulması için milletvekileri ile görüşeceğiz işçinin mağduriyetini anlatacağız dedi.Konu ile ilgili değerlendirme yazımıda ilgili kurumlara ilettim.

YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİNİN 2020/5661 ESAS SAYILI KARARI ÜZERİNE DEĞERLENDİRME

9. Hukuk Dairesi vermiş olduğu kararla hukuk dışına çıkmış, yerleşik ve kökleşmiş kararları hiçe saymakla birlikte eşit işe eşit ücret ilkesini, kazanılmış (usuli müktesep hakları) hakları ve de yasa ile korunan işçilik ücreti konusundaki düzenlemeleri hiçe saymıştır.

Söz konusu kararda yargılamanın temel amacı olan ADALET ilkesinden taviz verilmiş ve kendisiyle çelişen, adalet duygusunu rencide eden, adalete olan güveni sarsan bir karar olmakla birlikte Mahkeme hakimlerine ait olan iradeyi de ortadan kaldırmaya çalışarak Mahkemelere olan güven konusunda da hayal kırıklıklarına sebep olan bir karardır. İlgili karar, bir çok hakim tarafından tanınmaz iken kimi hakimlerimizde maalesef irade devri söz konusu olmuş ve yargılama yapılmaksızın, yargıtay kararına karşı beyanlarımız beklenmeksizin, ilgili karara karşı yapılan itirazları beklemeksizin, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun bu yönde verilmiş kararlarını da göz ardı ederek red kararı verilmektedir.

 

            Adalete en çok ihtiyaç duyulan bir zamanda ki, Sayın Adalet Bakanımızın bile  çağrı yaparak "Bırakın adalet yerini bulsun, isterse kıyamet kopsun. Bizim yargı mensuplarından beklediğimiz budur. Hiç kimsenin talimatına, telkinine bakarak değil, dosyaya bakarak vicdanınıza göre karar verin, 83 milyon geleceğe daha güvenle baksın" diye seslenişi, adaletin güven duyulan bir kurum olmaktan çıktığını ortaya koymuştur. Ancak bizler halen adalete olan inancımızı yitirmiş değiliz.

1- Yargıtay 9. Hukuk Dairesi görevini ve amacını da aşmıştır. Kararın “Gerekçe” kısmının 3. Paragrafında “696 Sayılı KHK ile 375 Sayılı KHK’ya eklenen geçici 23. maddesinde yüklenici çalışanlarının sürekli isçi kadrolarına geçirilmelerinden dolayı kamu maliyesine ek bir yük getirilmemesi de göz önünde bulundurulmuştur” beyanıyla hukuk ve dava konusu dışına çıkmıştır. Çünkü bu beyan dava konusu olay ile alakalı olmamakla birlikte 4d statüsüne geçen işçilerin kamu maliyesine ek bir yük getirmeleri söz konusu olmamış, aksine doğmuş haklardan feragatle kamu maliyesinde artışa neden olmuşlardır. Kamu maliyesine yük getirmesi hususuna da rastlanılamamıştır.  

            Sayın Mahkemede görülen davamızın konusu, çalışan işçinin almakta olduğu maaşın, asgari ücrete ilave olarak verilen yüzdelik farkın kesilip kesilmediği ve Davalı tarafça yapılan kesintinin ise yasal anlamda doğru olup olmadığı yönündedir.

            Olaylar, evveliyatıyla incelendiğinde 31.12.2018 tarihine kadar ücretlerin noksansız ve yüzdelik farklarla birlikte ödendiği, Davalı tarafça ücret değişikliği konusunda herhangi bir teklifte bulunulmadığı, açılan davalarla da ücretlerle kesintinin işçi tarafından kabul edilmediği ortaya konulmuştur. Bu durumda ücretin düşürülmesinde işçinin rızasının alınmaksızın yapılan kesintinin kabulü mümkün değildir.

            Çalışanların ücretinden kesinti yapılması, çalışan işçinin rızasına bağlıdır. Söz konusu 696 sayılı KHK ve 375 Sayılı KHK’da, çalışan işçinin ücretinin düşürüleceği hususu yer almamaktadır. Sayın 9. Hukuk Dairesi bu hususu gözden kaçırarak doğru karar vermede acze düşmüştür.

İşçinin maaşından yapılacak kesintiye karşı işçinin ücret hakkı kanunla korunmuştur.

6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu 407. Maddesi ve 4857 Sayılı İş yasasının 38. ve 62. Maddesiyle işçinin ücreti korunurken, aynı zamanda işçinin rızası aranmıştır. Özellikle 4857 Sayılı İş Yasası 62. Maddesi emredici hüküm içermekle “Her türlü işte uygulanmakta olan çalışma sürelerinin yasal olarak daha aşağı sınırlara indirilmesi veya işverene düşen yasal bir yükümlülüğün yerine getirilmesi nedeniyle ya da bu Kanun hükümlerinden herhangi birinin uygulanması sonucuna dayanılarak işçi ücretlerinden her ne şekilde olursa olsun eksiltme yapılamaz.” düzenlemesiyle işçinin maaşını koruma altına almıştır.

Bu emredici hükümler, başta Yargıtay Genel Kurulu olmak üzere diğer Yargıtay Dairelerince de korunmuştur. Birkaç örnekle;

YHGK,  14.06.2017 tarih ve 2016/1169 Karar sayılı İlamında, asıl işveren (Sağlık Bakanlığına Bağlı İnegöl Devlet Hastanesi ) ve alt işveren arasında yapılan hizmet alım sözleşmesi ücrette indirim yapılamayacağı gibi işçinin yazılı rızası alınmadan yapılan indirimin de işçiyi bağlamayacağı sonucuna varılmıştır. Bu nedenle işçi fark ücret alacağı talebi bulunabileceğinden işçinin düşürülmeden önceki ücreti o Dönemdeki asgari ücrete orantılanarak tespit edilen KAT SAYI ESAS ALINARAK işçinin alması gereken ücret belirlenerek ödenen ücretin mahsup edilip fark alacak hesabı yapılması gerektiğine karar vermiştir.

Diğer benzer bir kararla Yargıtay HGK, 15.03.2017 tarih ve 2015/22-3609 Esas ve 2017/501 sayılı kararında, yine Sağlık Bakanlığına bağlı bir hastanede idari şartnamede 2009 yılı için ücretin asgari ücretin 15, 20, 25, 30, 35 fazlası şeklinde belirlendiği, 2010 yılı için bundan daha düşük ve bu şekilde işçilerin ücretinde indirim yoluna bu şekilde yapılan değişikliğin İş Kanununun 22 ve 62. maddelerine aykırı olacağı sonucuna vararak fark alacağı bulunduğuna hükmetmiştir.

            Sayın Yargıtay’ın diğer kararları ise aşağıda sıralanmıştır.  

Yargıtay HGK 17.012007gün 2007/9-13 esas 2007/17 karar ve Yargıtay HGK 25.06.2008 gün 2008/11-448 esas, 2008/454 karar) 9. HD. 2008/40921 E. 2010/34196 K. 23.11.2010 9. HD. 2008/37070 E. 2010/28581 K. 11.10.2010 9.HD. 2010/11606 E. 2012/18145 K. 23.05.2012 9. HD. 2010/14029 E. 2012/22854 K. 13.06.2012 9. HD. 2011/44256 E. 2011/34024 K. 03.10.2011 9. HD. 2012/22270 E. 2014/23310 K. 03.07.2014 9. HD. 2011/15697 E. 2013/16067 K. 28.05.2013 9. HD. 2008/40921 E. 2010/34196 K. 23.11.2010 22. HD. 2012/18185 E. 2013/13526 K. 04.06.2013 22. HD. 2013/2202 E. 2014/1151 K. 31.01.2014 22. HD. 2014/11615 E. 2014/10072 K. 28.04.2014 22. HD. 2014/192 E. 2014/652 K. 22.01.2014 22. HD. 2014/11069 E. 2014/8784 K. 21.04.2014 7. HD. 2013/23618 E. 2014/5487 K. 06/03/2014 Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2013/5121 (24.06.2013 tarihli karar)

SÖZLEŞMENİN YORUMU TARAF İRADELERİNE GÖRE YAPILMAMIŞTIR

Neticesini önceden belirttiğimiz bu hukuki zorunluluğu açacak olursak;

gerçek ve ortak iradeleri esas alınır.”

Yorum yapılırken şu yorum ilkelerine de dikkat etmek gerekecektir;

Dürüstlük ilkesinin Uygulanması : Güven ilkesinin sonucu olarak tarafların birbirlerinin beyanlarına dürüstlük kurallarına göre verdikleri anlam dikkate alınarak beyan yorumlanır.

Lafzi Yorum Yasağı : Sözleşmenin lafzı yorumda önemli olmakla birlikte sadece lafız esas alınmamalı ; tarafların gerçek ve ortak iradesi esas alınmalıdır. Sözleşmenin lafzı, sözleşmenin amacı ile çatıştığı takdirde lafız dikkate alınmamalıdır.

Sözleşmenin Korunması Lehine Yorum : Yorum yapılırken mümkün olduğu ölçüde sözleşmeyi ayakta tutacak yorum tercih edilmelidir.