"

Özel güvenlik sektöründe çalışan işçileri bekleyen mesleki hastalıklar nelerden oluşuyor.Peki mesleki hastalık nedir baktığımız zaman Yasal tanım ise şu şekildedir: ˮMeslek hastalıkları, Sigortalının çalıştırıldığı işin niteliğine göre, tekrarlanan bir sebeple veya işin yürütüm şartları yüzünden uğradığı geçici veya sürekli hastalık, sakatlık ve ruhi arıza halleridir.Meslek hastalıkları kısa sürede kendi belli etmez.Çok uzun sürede 10-12 Yıl Sonra etkisini gösterir. 

Uzun Süre Ayakta Durmak: Uzun süre ayakta sabit ve hareketsiz durmak, uzun çalışma saatlerinden kaynaklı rahatsızlıklara yol açabiliyor. Çalışma şartlarına ve yapılan işe göre bazı hastalıklar daha sık görülüyor. Bu yoğun çalışma temposundan en çok etkilenen ise ayaklar oluyor. özel güvenlik vb gibi meslek gruplarında çalışan kişilerin ayaklarında hem dermatolojik hem de ortopedik sorunlar meydana gelebiliyor.  6-8 saat sabit ayakta durmak ayak ve bacakta şişme yaratabilir Günde ortalama 6 ile 8 saat sabit olarak ayakta durmak, ayakların ve bacakların alt bölgelerinde yorgunluğa neden olur. Bedende hareket azaldıkça kan sirkulasyonunda azalma yaşanır. Bu sebeple vücut tepki göstererek bacakta ve ayakta şişmeler görülebilir.  Yeterli dinlenememe varis,bel kayması,menisküs,gibi problemlerine yol açar Uzun süre ayakta çalışan kişilerin belli aralıklarla oturarak dinlenmeleri gerekir. Özellikle 10 saat ve üzeri ayakta sabit olarak çalışan kişilerde, yeterli dinlenememeden kaynaklı tüm vücudun yükü ayak ve bacaklara baskı yapar. Bu durumda ayak tabanında şişme, karıncalanma hissi ve su toplama görülebilir. Yeterli dinlenme süresi sağlanamazsa ilerleyen safhalarda bu kişilerin bacaklarında varis problemleri ortaya çıkabilir.  Bu problemlere karşı varis çorabı kullanmak da bacaklarda dinlendirici etki sağlayabilir. Varis çorapları varisi tamamıyla tedavi etmez ancak bacakların yorulmasını ve yeni varis oluşumlarını engellemede yardımcı olur.  

Gece Çalışması; Uzmanlar gece vardiyasının vücudu bir nevi kaosa sürüklediğini belirterek uzun dönemde sağlık sorunlarına yol açabileceği konusunda uyarıyor. Gece vardiyası yüksek oranda ikinci tip diyabet, kalp krizi ve kanser riskini de arttırıyor. İngiltere’nin Surrey kentindeki Uyku Araştırma Merkezi gece vardiyasının insan vücudunda moleküler düzeyde değişikliğe sebep olduğunu ortaya çıkardı. Uzmanlar gece uyanık kalmak yüzünden meydana gelen hasarın oranı, hızı ve şiddetinin büyük bir sürpriz olduğunu söylüyorlar. İnsan vücudunun kendi doğal bir ritmi var. Bir diğer deyişle vücut saati gece uyumak gündüz de etkin olmak için ayarlı. Fakat gece uyanık kalmak vücuttaki denge üzerinde derin etkiler yaratıyor. Uykusuzluk hormonları, vücut sıcaklığını, atletik yetenekleri, ruh hali ve beyin fonksiyonlarını değiştiriyor. Uyku Araştırma Merkezi’nin yaptığı çalışma Proceedings of the National Academy of Sciences dergisinde yayımlandı. 22 kişi üzerinde yapılan çalışma gece vardiyasının vücudun normal fonksiyonlarında değişikliğe sebep olduğunu ortaya koydu. Kan testlerine göre genlerin yüzde 6’sı günün belli zamanlarında daha etkin ya da daha pasif olarak ayarlanmış durumda. Uyku düzensizliği yüzünden ritmik genlerin yüzde 97’si uyumlu çalışma özelliğini yitiriyor. Çalışmaya katılan araştırmacılardan Dr. Simon Archer bu verinin jet lag (uzun uçak yolculukları sonrası yaşanan sersemlik) olan ya da düzensiz bir vardiyada çalışan insanların kendilerini neden kötü htiğini açıkladığını söylüyor. Diğer bir araştırmacı Prof. Derk Jan Dijk ise vücuttaki her dokunun günlük bir ritmi olduğunu anımsatıyor. Dijk gece vardiyaları yüzünden bu ritmin kaybolduğunu söylüyor. Dijk,“ Kalp böbreklerden, böbrekler de beyinden farklı bir uyumla çalışmaya başlıyor” diyor. Gece-gündüz karışıyor Dijk bu durumu ˮsaatlerin şaşırmasıˮ olarak tanımlıyor ve bunu şöyle açıklıyor: “Bu tıpkı bir evde yaşamak gibi. Evin tüm odasında bir saat var. Ve bu odadaki saatler bozulmuş durumda. Bu, tabii evde bir kaosa neden oluyor” Araştırma gece vardiyasındaki işçilerde diyabet, obezite riskinin arttığını gösteriyor. Ayrıca kalp krizi de gece vardiyasında çalışan kişilerde yaygın bir sorun. Uzmanlar genlerin ritminde meydana gelen değişikliklerin uzun dönemde sağlık problemlerine neden olabileceği konusunda uyarıyor.

X-RAY Kullanımı; X-Ray cihazının Kullanımı ve  Zararları :  X-ışını sistemlerinin güvenilirliği gerekli kalibrasyon, kalite kontrolü ve bakımın doğru ve düzenli yapılması ile sağlanır. Genellikle X-ışını cihazının kurulma aşamasında kabul testi ve daha sonra da düzenli periyotlar dahilinde kalite güvence ve kalite kontrol testleri yapılmalıdır.  Kabul testi, cihazın istenen teknik özellikleri sağlayıp sağlamadığının test edilmesidir. Teknik şartnameler hazırlanırken X-ışını cihazları için ölçülebilecek tüm parametreler belirtilmiş olmalıdır. Özellikle, ünitenin radyasyon güvenliği yönünden denetimi yapılmalıdır.  X-ray cihazları düşük radyasyon yayarlar. Ancak bu zararlı radyasyondan zarar görülmemesi için bagajların geçtiği bölümdeki aramalar, özel kurşun kaplı kapalı kutu gibi bir yerde yapılır ve bunlar her ay periyodik olarak radyasyon bakımından kontrol edilir. Dolayısiyle kurşun ile kaplı oldukları için çevresinde bulunan insanlar zarar görmezler. İnsanların üst aramaları ise kapı dedektörlerinnden geçiş yapmak ve el dedektörü ile arama suretiyle yapılmaktadır. Bu nedenle insanlar bağajlar gibi x-ray cihazından geçmediklerinden radyasyon almazlar. Bu sebeple insanların bu tip x-ray cihazlarından geçerek kontrol edilmeleri yasak olup, insanlar sadece dedektör ile aranır.  Eğer x-ray cihazlarından geçen eşyaların içinde yiyecek ve içecek varsa, her ne kadar alınan radyasyon miktarı az olsa dahi, sık yapılan geçişlerde bavullara koyduğunuz besinlerdeki radyasyon miktarı da artar. Gıdalarda tek bir doz radyasyonun çok önemli bir zararı olmasa da aynı besinin iki veya daha fazla kere radyasyona maruz kalması halinde ise doğal olarak risk mevcuttur. Bu nedenle eğer taşıma zorunda iseniz bavullarda bulunan besinleri yeniden x-ray ışınına maruz bırakmadan hemen tüketmeniz gerekmektedir. X-ray cihazının hamilelere zararları: Tıp otoriteleri kesinlikle zararlıdır dememekle birlikte;  sürekli X-ray cihazı yakınında çalışan anne adayı özel güvenlik görevlileri konuyu amirlerine ileterek başka göreve alınmalarını isteyebilirler.  Tedarik : X-ray cihazı kiralama veya yeni satın alma yoluyla edinilebilir. X-Ray cihazı fiyatları yaklaşık olarak 10-90 bin Amerikan doları satış bedeli aralığındadır. Daha ucuz bir yöntem olması itibariyle part-time olarak kullanılacak kiralık x-ray cihazları ise markaları ve modelleri baz alınmak suretiyle yaklaşık olarak günlük Bin, Binbeşyüz USD mertebesinde olup, fiyatın yüksekliğine kullanılan teknolojinin yanısıra arıza, servis ve tamir maliyetleri de etki etmektedir.

İşyerinde Yaşanan Yoğun Stres İş yerlerinde artan stres yükünün yol açtığı hastalıklardan en belirgin olanları aslında toplumda da en yaygın görülen hastalıklardır.

Bunların başında kalp-damar hastalıkları, kas-iskelet sistemi hastalıkları, tükenme sendromları(Karoshi), depresyon ve anksiyete, bunların yol açtığı intiharlar ön plana çıkmaktadır. Bunlardaki artış kişilerde ciddi davranışsal değişikliklere yol açmakta, sağlığı tüketici alışkanlık ve bağımlılıkların artışına yol açmaktadır. Bu davranışsal değişiklikler toplumda alkol tüketimi ve ilaç bağımlılığının, sigara tüketiminin artmasına neden olmaktadır. Bunların sonucunda bir boş vermişlik oluşmakta, kişiler sağlıksız diyetlere yönelmekte, yetersiz fiziksel aktiviteler ve uyku sorunları oluşmaktadır. Bu da strese bağlı hastalıkların daha da artışına yol açmaktadır. Çalışma yaşamında iş ve yaşam arasındaki dengenin giderek bozulması, öbür taraftan artan işsizlik nedeniyle işini kaybetme korkusu vb faktörlerin stresi ve bağlı hastalıkları arttırıcı unsur olduğu da ILO tarafından ifade edilmiştir. Stres yoğunluğundaki artışın üretkenliğin azalmasına dolayısıyla ekonomiye yükün artışına absentteeism (işe gelmeme), presenteeismʹe (hasta olduğu halde işinin başında olma durumu) yol açtığı bunun da işe motivasyonda azalma, sık bölüm değiştirme, performansta düşme şeklinde sosyal yaşamdaki olumsuzluklara yansıdığı vurgulanmıştır. Peki, işe bağlı stres ve yol açtığı hastalıklar da birer meslek hastalığı mıdır?

Bunlar ülkelerde tek tek ve uluslararası alanda tıbbi ve yasal kayıtlara alınmakta mıdır? Yani sorunun gerçek somut verileri görülüp bunların önlenmesine yönelik bir düşünce/eylem var mıdır? Evet ILO 2010 yılında stres ve bağlı hastalıkları da “meslek hastalıkları listeleri”ne dahil etmiştir. Strese bağlı hastalıklar mental ve davranışsal hastalıklar (post-travmatik stres hastalığı vb: anksiyete-depresyon, nöroz, psiko neroz, insomniya, uyku hastalığı, alkol bağımlılığı) olarak tanımladı. Bu gibi hastalık ve durumları meslek hastalıkları listesine aldığını, bu doğrultuda ülkelerin yasal meslek hastalıkları “liste”lerinde gerekli değişiklikleri yapmalarını 194 sayılı tavsiye kararı ile bildirdi. Hatta gelecekte bu doğrultuda sorunların farklı boyutlar alabileceği düşüncesiyle ülkelere bu doğrultuda çalışma yaşamında risk değerlendirme, sağlığın gözetimi, meslek hastalıkları izlem programlarını gözden geçirme önerilerinde de bulunduğunu deklare etti. Birçok ülkede de bu şekilde konu son zamanlarda ciddi olarak ele alınmaktadır. Örneğin Avrupa Birliği ülkelerinde stres ve bağlı hastalıkların tüm işe bağlı hastalıkların 3-4. sırasında bulunduğu son Eurostat istatistiklerine2 de yansımıştır.

Stres ve bağlı hastalıklar “teorik olarak” bizim istatistiklere de yansımaya başladı. Şu cümle ülkemizde TÜİK’in Ocak 2014’de yayınladığı rapordan, aynen: “ülkemizde çalışanların yüzde 20’sinde –stres, depresyon veya anksiyete sorunlarına maruz kaldığı belirlenmiştir Stres’in Etkileri A) Kişisel Etkiler: Huzursuzluk, saldırganlık, duyarsızlık, depresyon, yorgunluk, asabiyet, suçluluk ve utanç, sinirlilik, karamsarlık, düşük özsaygı, yalnızlık, tehdit ve gerginlik

B) Davranışsal Etkiler: Kaza eğilimi, ilaç alımı, duygusal patlamalar, aşırı yeme veya tat kaybı, aşırı alkol alımı veya sigara içme, heyecanlılık, tahrik edici davranışlar, az konuşma, sinirsel kahkahalar, hareketsiz kalamama, titreme.

C) Bilişsel Etkiler: Karar verme ve konsantre olmada yetersizlik, sık unutkanlık, eleştiriye aşırı duyarlılık ve psikolojik engeller.

D) Psikolojik Etkiler: Kan ve idrarda yüksek katekolamin ve kortikostreid bulunması, kan şekerinin yükselmesi, kan basıncı ve kalp atışlarının artması, ağız kuruluğu, terleme, gözbebeğinin genişlemesi, solunum güçlüğü, sıcak ve soğuk nöbetler, boğazda şişlikler, kol ve bacaklarda halsizlik ve karıncalanma.

E) Tıbbi Etkiler: Astım, adet görememe, göğüs ve sırt ağrıları, koroner kalp hastalıkları, ishal, başdönmesi ve halsizlik, hazımsızlık, sık idrara çıkma, migren ve baş ağrıları, kabuslar, uykusuzluk, nevroz, psikoz, psikosomatik bozukluklar, şeker hastalığı, ciltte görülen lekeler, ülser, cinsel isteksizlik ve güçsüzlük.

F) Organizasyonla İlgili Etkiler: Görev başında bulunmama, düşük endüstriyel ilişkiler ve verimsizlik, yüksek iş kazası oranı ve düşük iş teslim oranları, kötü iş ortamı, işinden memnuniyetsizlik ve nefret ortamı (Hughes, Boothroyd, 1997) Stresin Ortaya Çıkardığı Problemler Stresin Ortaya Çıkardığı Psikolojik Problemler A-1) Stresin İş Hayatına Etkileri Stresin iş hayatına olan olumsuz etkileri çok fazladır. Stres kişinin görevi başında bulunamamasına, düşük endüstriyel ilişkiler sağlamasına, kişinin veriminin düşmesine, iş kazalarının oranlarının yükselmesine, iş teslim oranlarının düşmesine ve işinden memnuniyetsiz olmasına, nefret etmesine sebep olur (Hughes, Boothrody, 1997) Öte yandan stresin iş hayatında olumsuz etkileri olduğu gibi, iş hayatının da yüksek derecede strese sebep olduğu bilinmektedir. Aldemir bazı mesleklerin diğerlerine göre daha fazla stres yarattığını, mali müşavirlik ve muhasebecilik gibi mesleklerin, bu sıralamada en üstlerde yer aldığını söylüyor. Bunlardan başka iş hayatı ve stres arasındaki diğer bağlantılı nokta ise işten atılmak. Aldemir’in araştırmasına göre işten atılmak 60 strese neden oluyor. İşini kaybedenler üzerinde yapılan çeşitli araştırmalar, işsizlikle beraber stres hormonlarının faaliyetlerinde artma olduğunu, gerilim, uykusuzluk ve sinirlilik durumları görüldüğünü, psikosomatik hastalıklarda artış olduğunu ortaya koymaktadır (Aldemir, 2001) . Stres ve iş hayatı ile ilgili Japon Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan ve medyaya dağıtılan bir araştırma, Japon çalışanların 59’unun kendilerini işten dolayı bitkin htiklerini belirtiyor. Japonya’da karoshi olarak bilinen stres, aslında ulusal çapta bir katil durumuna gelmiş bulunuyor. Her yıl 10.000 Japon bu nedenden dolayı hayatını kaybediyor (Segall, 2000) . A-2) Stres’in Aile Hayatına Etkileri Holmes ve Rahe’in geliştirdiği Yakın Zaman Hayat Olayları Listesine bir göz atıldığı zaman, insanın en çok uyum yapmasını gerektiren 14 olayın 10 tanesinin aile ilişkileri ile ilgili olduğu görülür. Bu da aile ilişkilerinin birey sağlığını ne kadar yakından ilgilendirdiği ve bu ilişkilerin birey hayatında ne kadar önemli rol oynadığı konusunda kolayca fikir vermektedir (Baltaş, Baltaş, 1987) . Aile sosyal, kültürel ve ekonomik bütünlüğü  içeren bir sistemdir. Holmes ve Rahe geliştirdikleri ölçeklerinde ortalama bir evliliği 50 stres puanı karşılığı değerlendirmişlerdir. Aile hayatı içinde gündelik hayatın getireceği stres ve uyum güçlüklerini en aza indirmek konusunda, hiç olmazsa başlangıçta şanslı görülebilecek bir evlilik için eşlerin önemli ölçüde birbirleriyle uyumlu olmaları gerekmektedir. Eşlerin, içlerinde yetiştikleri topluluklar, eğitimle ilgili farklılıklar, farklı ekonomik güçte olmaları ve eşler arasındaki yaş farkının makul ölçüleri aşması bir evlilikte kaçınılmaz olarak çeşitli uyum güçlüklerine ve gündelik ilişkilerde gerginliklere yol açar. Aile hayatında günlük ilişkiler içinde gerginlik ve stresin önemli bir bölümü aile bireylerinin, birbirleriyle olan ilişki biçiminden kaynaklanır. Aileyi oluşturan kişilerin birbirlerine yargılayıcı, denetleyici, üstünlük belirten tavırları, bu tavrın yöneldiği kişileri problemin önünden koparıp, kendilerini savunmaya zorlar. Bu durum hem eşler arasındaki ilişkiler için hem ana-baba ve çocuklar, hem de kardeşler arasındaki ilişkiler için geçerlidir. Yargılamaya, dentlemeye ve üstünlük belirtmeye yönelik tavırlar, “kötü”, “yanlış”, “ayıp” biçimindeki yaklaşımlar aile ilişkisi içinde bu tavrın yöneldiği kişilerin daha yetersiz olduğu varsayımına dayandığı için aile bireyleri arasında hem sürekli bir gerginliğin doğmasına, hem de daha önemlisi, gelecek günlerde benzer sürtüşme tohumlarının atılmasına sebep olur. Uzun Süre Oturmak,Bilgisayara Uzun Süre Bakmak  Günümüz şartlarında ofislerde çalışanlar veya evden pek çıkmayı sevmeyenler için sağlık şartları her daim kötüye gidiyor maalesef. Hareketsiz bir yaşam bizi kolay kolay öldürmüyor adeta süründürüyor. Uzun Süre Oturmanın Zararları konusunda detaylı bir araştırma yaptık ve bulduğumuz sonuçları da sizlerle paylaşmak istedik. Uzun Süre Oturmak

Bilgisayarda Uzun Süre Oturmanın Zararları,Uzun Süre Oturarak Bilgisayar Kullanmak En Çok Hangi Bölgemizi Olumsuz Etkiler konusundaki detaylı bilgileri makalemizin ilerleyen bölümlerinde bulabilirsiniz.  Artık hep oturuyoruz.Çalışma hayatı,teknolojik gelişmeler derken, hareket etmeyi bıraktık. Televizyon başındabilgisayar başında ya da ofiste çalışma koltuğunda oturarak gün geçiriyoruz. Peki uzun süre oturmanın zararları konusunda hiç düşündüğünüzü oluyor mu ? Uzun süre poturmak ve hareket etmekek ölümcül risklere kadar uzanan tehlikeli bir yaşam biçimi. Evet hi vakit kaybetmeden uzun süre oturmak yerine, artık biraz biraz hareketli bir yaşam tarzına geçmenin zamanıdır.. Neden mi? İşte size nedenleri.. Uzun Süre Oturmak,Bilgisayarda Uzun Süre Oturmanın Zararları,Uzun Süre Oturarak Bilgisayar Kullanmak En Çok Hangi Bölgemizi Olumsuz Etkiler Uzun süre oturmak, kalp hastalıklarından kolon kanserini kan dolaşımı bozukluğundan, beyin bulanıklığına kadar pek çok ölümcül hastalığın sebebidir. İsterseniz gelin bu hastalıkların nasıl oluştuğunu hep birlikte görelim.. Kalp Hastalıkları Riskini Artırır Uzun süre oturmak kasların daha az yağ yakmasına ve kan akışının daha yavaş olmasına sebep olur. Bu da yağ asitlerinin kalp damarlarını tıkamasına sebep olur. Hareketsiz olarak uzun süre oturmak, hem yüksek tansiyon hem de yüksek kolesterolün de sebebidir.  Sürekli oturan ve hareket etmeyen insanların kalp hastalıklarına yakalanma riski, hareket eden insanlara göre 2 kat fazladır. Pankreas Aşırı Şekilde Çalışır İnsülin hormonunu üreten organ pankreastır. İnsülinin görevi, hücrelere enerji verecek olan glukozu taşımaktır. Fakat oturma sırasında fazla çalışmayan kaslar insüline kolayca yanıt vermez ve bu durum daha fazla insülin üretilmesine neden olur. Bu da diyabet ve diğer hastalıkların başlamasına sebep olur. Kolon Kanserine Sebep Olur Yapılan araştırmalar sonucunda sürekli oturmak, başta kolon kanseri olmak üzer, meme ve rahim kanserleri için büyük risk oluşturmaktadır. Bu durumun sebebi tam bilinmemekle birlikte, bazı otoritelere göre, aşırı salgılanan insülin bu duruma sebep olabilmektedir.  Düzenli hareket etmek, doğal antioksidan görevi görerek vücuttaki zararlı maddelerin dışarı atılmasını sağlarken, potansiyel kanser hücrelerin ölmesini sağlar. Karın kasları, ayaktayken otururken veya hareket halindeyken dik durmamızı sağlayan kaslardır. Fakat oturuken bu kaslan kullanılmaz. Gergin bel kasları ve yetersiz karın kasları beldeki çukurluğunun artması, başınızın öne doğru çıkması, kalçanızın geriye doğru hareketi, kürek kemiklerinizin kanatlaşması, kamburluğun artması gibi tamamen bozuk bir duruşa sebep olur. Kalça Kaslarının Gevşemesine Sebep Olur Gergin kalça kasları,  esnek kalçalar dengenizi sağlamaya yardım eder fakat sürekli olarak oturan insanlar çok nadir olarak kalçanın ön kısmındaki fleksör kasları gerer bu sebepten kaslar kısalır ve gerginleşir, eklem hareketini limitler ve adım uzunluğunu azaltır. Azalan kalça hareketi yaşlı insanların düşmeye eğilimli olmasının temel sebebidir. Otururken kalça kaslarınız neredeyse hiçbirşey yapmaz bu da buna alışmasına sebep olur. Yumuşak kalça kasları sizin dengenizi ve itme kuvvetinizi bozar böylelikle güçlü ve büyük adımla yürüme konusundaki yeteneğinizi kaybedersiniz. Bacaklardaki Kan Dolaşımının Zayıflamasına Sebep Olur Uzun süre oturmak bacaklardaki kan dolaşımını yavaşlatır bu da kanın bacaklarda göllenmesine sebep olur. Problem şişmiş ayak bileği ve varisten, derin ve trombozuna kadar ilerleyebilir. Kemiklerin Yumuşamasına ve Zayıflamasına Sebep Olur Kemikleri güçlendiren en önemli egzersizler yürüme ve koşma gibi egzersizlerdir. Yürümek ve koşmak, kalça ve alt gövde kemiklerinin kalın, yoğun ve güçlü olmasını sağlar. Bilim adamları osteoporozun sebebini kısmen aktivite eksikliğine bağlıyor. Beyin Bulanıklığına Sebep Olur Kasların çalışması ile birlikte,  beyine temiz kan ve oksijen pompalanmasını sağlayan ve genel ruh hali üzerinde etkili kimyasalların salgılanması işlemi gerçekleşir.. Biz uzun süre hareketsiz kaldığımızda beyin fonksiyonları dahil tüm vücut fonksiyonları yavaşlar. Boyun Kaslarının Gerilmesine Sebep Olur Oturduğunuz zamanlarda, başı geriye atarak bir şey takip etmek, klavye kullanmak, başınızı sürekli öne eğmek veya telefonu başınızla omzunuz arasında sabitlemek gibi hareketleri sık yapıyorsanız boyun kaslarındaki gerginliği artırıyorsunuz demektir. Bu da sürekli boyun ağrısı yaşamanıza sebep olur. Omurganın Esnekliğini Kaybetmesine Sebep Olur  Hareket sırasında, omurgalar arasındaki yumuşak madde kan ve besinleri tıpkı sünger gibi emer. Fakat biz uzun süre oturunca diskler sıkışır. Tendon ve bağları destekleyen kollojen sertleşir. Beldeki Disklerin Hasar Görmesine Sebep Olur Çok fazla oturun insanlarda bel fıtığı görülme riski çok daha yüksektir. Psoas adı verilen kas karın boşluğunu geçerek bacağa yapışır. Eğer bu kas kısalırsa bel bölgesindeki omurgaları öne doğru çeker. Üst gövdenin ağırlığı bütün vücuda dağıtılacakken tüber iskiadikum (oturma kemiği) üzerine biner. Yapılan araştırmalar sonucunda çok fazla TV izleyene ve oturan kişilerin 1 saat tv izleyen ve oturan kişilere oranla ölüm riski 61 daha fazladır. Görme Kaybı Günümüzde, yoğun bir iş hayatına sahip olan kişilerin bilgisayar başında olma süreleri günde yaklaşık 7-8 saati bulabiliyor. Sürekli bilgisayara bakılarak çalışılması ise gözlerde olumsuz etkilere yol açabiliyor. Doktorsitesi.com’un üye uzmanlarından göz doktoru Op. Dr. M. Erman Emre bilgisayarların dikkat edilmediğinde göz sağlığına zarar verebildiğini vurgulayarak alınabilecek önlemleri sıraladı.   Gün içinde iş yerinde sürekli olarak kullandığımız bilgisayarlar, dikkat edilmediğinde göz sağlığına zarar verebiliyor. Doktorsitesi.com’un üye hekimlerinden göz doktoru Op. Dr. M. Erman Emre bilgisayar başındayken göz sağlığını tehdit edebilecek pek çok etkenin bir araya geldiğini ve bu etkenlerin kalıcı rahatsızlıklara neden olabileceğini belirtiyor: “Kullanımı hızla artan bilgisayarlar nedeniyle pek çok kişi göz yorgunluğu, gözlerde ağrı, yanma, batma, kuruluk, kaşıntı, kızarıklık, sulanma gibi şikayetlerde bulunuyor. Bazen de odaklama zorluğu, gözleri kısarak bakma, ışığa karşı duyarlılık, ışık saçılmaları ve baş ağrısı gibi problemler ortaya çıkabiliyor.” Doktorsitesi.com’un üye uzmanlarından göz doktoru Op. Dr. M. Erman Emre iş yerinde göz sağlığını tehdit eden konuları ve yapılması gerekenleri şu şekilde açıkladı:   İş yerinde göz sağlığını tehdit eden konular   “İş yerinde, göz kırpmadan bilgisayara bakma, klimalar ve nemin azalması, kağıt tozları, kapalı alanlarda havada kalan mikroplar, makinelerin saldığı kimyasal maddeler, sürekli bilgisayara bakılarak çalışılması gözlerde olumsuz etkilere yol açabiliyor. Gözlerde kuruluk, bulanık görme, çift görme, ağrı, kızarıklık, yorgunluk gibi belirtiler “bilgisayara bakma sendromu”nun işaretçisi. Bilgisayara bakarak vakit geçirmek, gözlerin çok daha az aralıklarla kırpılmasına ve bu da göz kuruluğuna neden oluyor. Diğer bir neden ise monitörün tam karşıda duruyor olması. Normalde masa üstünde duran bir kitap ya da defter okunurken gözler biraz daha kısılmış oluyor. Aksine, bilgisayara bakış açısı genellikle direkt olarak kurulduğundan, gözlerin daha fazla açık tutulmasını gerektiriyor. Bu da gözün, açık olan bölgeleri yaş tutabilmesi için ekstra güç harcamasına neden oluyor. Daha büyük alanın daha uzun sürelerde açık kalması, gözyaşının daha çabuk buharlaşması anlamına geldiğinden göz kuruluğu kaçınılmaz bir hal alabiliyor. Göz yağ tabakası zayıf olan kişilerde ise bu rahatsızlıkların görülme oranı daha yüksek.”                

Admin

Advert   Advert   Advert