Özel güvenlik görevlileri, modern çalışma hayatının en ağır şartlarına maruz kalan meslek gruplarından biridir. Uzun ve düzensiz çalışma süreleri, gece vardiyaları, sürekli dikkat gerektiren görevler ve yüksek psikolojik baskı; çalışanların hem fiziksel hem de ruhsal sağlığını olumsuz etkileyen unsurlardır. Bu şartların doğal bir sonucu olarak, sektörde kalp krizi vakalarının artması artık inkâr edilemeyecek bir gerçek hâline gelmiştir.

Özel güvenlik görevlileri, modern çalışma hayatının en ağır şartlarına maruz kalan meslek gruplarından biridir. Uzun ve düzensiz çalışma süreleri, gece vardiyaları, sürekli dikkat gerektiren görevler ve yüksek psikolojik baskı; çalışanların hem fiziksel hem de ruhsal sağlığını olumsuz etkileyen unsurlardır. Bu şartların doğal bir sonucu olarak, sektörde kalp krizi vakalarının artması artık inkâr edilemeyecek bir gerçek hâline gelmiştir.

Ne var ki bu durum, çalışan sağlığını yakından ilgilendirmesine rağmen, çoğu zaman hukuken olması gerektiği şekilde değerlendirilmektedir denilemez. Kalp krizi vakaları, SGK uygulamalarında çoğunlukla "kişisel rahatsızlık" olarak nitelendirilmekte ve özel güvenlik görevinin getirdiği ağır koşullar yeterince dikkate alınmamaktadır.

Oysa hukuk, yalnızca şekil kurallarından ibaret değildir; insanı korumakla yükümlüdür. Çalışanın sağlığını etkileyen her faktör, özellikle de iş stresinden, fazla mesai yükünden veya vardiya sisteminden kaynaklanan riskler, işverenin sorumluluğunu gündeme getiren unsurlardır.

1. Kalp Krizinin İş Kazası Sayılması – Hukuki Görüş

1.1. Yasal Dayanak

5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 13. maddesi uyarınca bir olayın iş kazası sayılabilmesi için:

  • Sigortalının işyerinde bulunması,
  • İşin yürütümü sırasında veya iş nedeniyle meydana gelmesi,

yeterlidir.

Kanun, kalp krizi gibi tıbbi olaylarda “işin etkisini özel olarak ispat” şartı aramamaktadır. Bu nedenle işyerinde meydana gelen kalp krizlerinin tamamı, doğrudan iş kazası kapsamındadır.

Yargıtay’a göre işyerinde meydana gelen her kalp krizi “iş kazası”dır, hatta:

  • Dinlenmede,
  • Nöbette,
  • Molada,
  • Yemekte,
  • Hatta işyerinin bahçesinde bile gerçekleşmişse.

Önemli olan işyerinde ve iş süresi içinde olmasıdır.

1.2. Yargıtay İçtihatları

Yargıtay 21. Hukuk Dairesi'nin ve 10. Hukuk Dairesi'nin çok sayıda kararı, şu ilkeyi benimser:

“Sigortalının işyerinde geçirdiği kalp krizi, iş kazasıdır.”

Özellikle şu durumlarda iş kazası niteliği daha da güçlenmektedir:

  • Olay öncesi tartışma, stres veya baskı,
  • Aşırı sıcak, soğuk veya yorucu fiziki şartlar,
  • Aşırı mesai veya gece vardiyası,
  • Yetersiz dinlenme ve mola koşulları.

Bu kriterlerin tümü özel güvenlik görevlilerinin çalışma yaşamında sıklıkla karşımıza çıkmaktadır.

 Hukuki Görüş:

Özel güvenlik görevlisinin görev yerinde ve vardiya sırasında meydana gelen kalp krizi olayı, 5510 sayılı Kanun ve Yargıtay kararları çerçevesinde hiçbir tereddüde yer bırakmayacak şekilde iş kazasıdır.
Bu sonuca varmak için ayrıca başka bir ispat yükü aranması hukuka uygun değildir.

2. Kalp Krizinin Meslek Hastalığı Sayılması – Hukuki Görüş

2.1. Yasal Çerçeve

Meslek hastalığı, aynı Kanun’un 14. maddesinde “mesleki riskler sonucu ortaya çıkan hastalık” olarak tanımlanmıştır.

SGK’nın Meslek Hastalıkları Listesi sınırlayıcı olmayıp, Yargıtay kararlarında belirtildiği üzere genişletici yorumlanması gereken bir listedir.

2.2. Bilimsel Veriler

  • Gece mesaisi,
  • Uykusuzluk,
  • Kronik stres hormonunun (kortizol) yüksekliği,
  • Sürekli alarm hâlinde çalışma,
  • Uzun süre ayakta kalma ve fiziksel yük,

kalp damar hastalıklarının ortaya çıkmasında bilinen risk faktörleridir. Dünya Sağlık Örgütü, aşırı mesaiyi ve gece vardiyasını doğrudan kardiyovasküler risk olarak tanımlar.

Bu koşullar özel güvenlik görevlileri için mesleğin doğrudan parçasıdır.

2.3. SGK Uygulamasındaki Sorun

SGK, kalp krizini çoğu zaman kişisel nedenlere bağlamakta, bu nedenle meslek hastalığı olarak kabul etmemektedir. Oysa:

  • Vardiya sistemi,
  • Düzensiz uyku,
  • Yetersiz beslenme,
  • Sürekli tetikte olma zorunluluğu,

işin kaçınılmaz koşullarıdır ve mesleki risk olarak değerlendirilmelidir.

 Hukuki Görüş:

Somut olayda, özel güvenlik görevlisinin çalıştığı işin niteliği ile kalp krizi arasında tıbbi ve bilimsel illiyet bağı bulunduğunda, kalp krizinin meslek hastalığı olarak değerlendirilmesi hukuken mümkündür ve hatta gereklidir.
Bu değerlendirme, Anayasa’nın 17. maddesinde korunan yaşam hakkı ve sosyal devlet ilkesinin gereğidir.

3. İşverenin Sorumluluğu ve Çalışanın Hakları – Hukuki Görüş

Kalp krizinin iş kazası veya meslek hastalığı sayılması hâlinde, işverenin sorumluluğu 4857 sayılı İş Kanunu ve TBK kapsamında gündeme gelir.

Çalışan veya yakınları aşağıdaki haklara sahiptir:

  • Sürekli iş göremezlik geliri veya ölüm geliri,
  • Maddi tazminat (destekten yoksun kalma, tedavi giderleri),
  • Manevi tazminat,
  • İş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin alınmaması hâlinde ek sorumluluk,
  • Olayın SGK'ya bildirilmesi yükümlülüğünün ihlali hâlinde yaptırımlar.

 Hukuki Görüş:

Özel güvenlik görevlisinin maruz kaldığı aşırı mesai, gece vardiyası, stres ve dinlenme eksikliği; işverenin iş sağlığı ve güvenliği yükümlülüklerini artırır. Bu yükümlülüklere uyulmaması hâlinde işverenin kusurlu sorumluluğu doğar.

4. Sonuç ve Genel Hukuki Değerlendirme

Özel güvenlik sektöründe artan kalp krizi vakaları, bireysel sağlık sorunundan çok daha öte; mesleğin riskleriyle doğrudan bağlantılı ciddi bir toplumsal ve hukuki sorundur.

Hukukun koruma alanı, çalışanların sağlığını ve yaşam hakkını güvence altına almaktadır. Bu bağlamda:

Kalp krizi vakalarının iş kazası olarak kabul edilmesi esastır.

Meslek hastalığı yönünden değerlendirme yapılması hukuken zorunludur.

İşverenin ağır çalışma koşullarını düzenleme yükümlülüğü vardır.

Çalışan veya yakınları tazminat ve SGK haklarını talep edebilir.

Hukuk, insanı merkeze aldığında adalet ortaya çıkar. Özel güvenlik görevlilerinin maruz kaldığı riskler görmezden gelinemez; çalışma koşulları ile sağlık sorunları arasındaki bağ, hem hukuki hem bilimsel açıdan açık ve tartışmasızdır.Özel güvenlik sektöründe artan kalp krizi vakaları, yalnızca bireysel sağlık sorunu olarak görülemez. Bu durum, doğrudan çalışma şartlarının ve sektörel yapının doğurduğu risklerin bir sonucudur. Hukukun temel amacı, çalışanın yaşam hakkını ve sağlığını korumaktır. Bu nedenle, kalp krizi vakalarının değerlendirilmesinde insan odaklı, bilimsel verilere dayalı ve çalışanın lehine yorum ilkesini gözeten bir yaklaşım benimsenmelidir.

TÜM HAKLARINIZIN İÇİN BİZLERE ULAŞABİLİRSİNİZ.

Av.Hüseyin KAYA

0505 894 75 23