Türkiye’de özel sektörde çalışan milyonlarca işçinin maaş ödemeleri karşılığında bankalar tarafından verilen promosyonların artık bir çalışan hakkı olarak tanınması yönündeki talepler güçleniyor. Uzmanlar ve çalışan temsilcileri, promosyon gelirinin çalışanın emeğinin karşılığı olduğuna dikkat çekerek mevcut yasal boşluğun giderilmesini istiyor.
Banka promosyonu, işveren ile banka arasında maaş ödeme protokolü imzalanması karşılığında bankanın ödediği tutarı ifade ediyor. Kamu sektöründe bu uygulama genellikle çalışanlara doğrudan ödenirken, özel sektörde promosyonun çalışana verilmesi yasal bir zorunluluk değil, tamamen işverenin tercihine bırakılmış durumda. Bu nedenle pek çok özel sektör çalışanı “çalışanın hakkı” olduğu görüşünü savunuyor.
Uzmanlar ve çalışanlar ne diyor?
-
Promosyonun kaynağı, bankanın işverenle yaptığı anlaşma olsa da, bu anlaşmanın doğmasında çalışanın maaş akışı ve emeği olduğu argümanı öne çıkıyor.
-
Bu nedenle birçok çalışan, promosyonun hak olarak tanınmasını ve doğrudan kendilerine ödenmesini talep ediyor.
-
Şeffaflık ve adalet ilkesiyle promosyonun çalışana yapılacak ek bir gelir şeklinde değerlendirilmesi gerektiği belirtiliyor.
Ancak mevcut mevzuat, bu talebi henüz karşılamıyor. İş Kanunu veya ilgili yönetmeliklerde, özel sektörde promosyonun çalışana verilmesini zorunlu kılan açık bir hüküm bulunmuyor. İşverenler bankalardan aldıkları promosyonu isterlerse çalışanlara dağıtabiliyorlar; bunun bir zorunluluk olmadığını belirten pek çok hukuki yorum da mevcut.
Talepler ne yönde?
Çalışanlar ve sendikalar, promosyonun:
-
çalışanın emeğinin doğal bir karşılığı olduğu
-
ve bu nedenle yasal bir hak olarak düzenlenmesi gerektiği
yönünde görüş bildirmeye başladı.
Bu çerçevede bazı milletvekilleri TBMM’ye promosyonun çalışanlara dağıtılmasını zorunlu kılacak kanun teklifleri de sunmuş durumda, ancak henüz yürürlüğe giren bir düzenleme bulunmuyor.
Sonuç olarak, özel sektördeki promosyon uygulaması şu an için işveren inisiyatifine bırakılmış olsa da çalışanlar arasında bu uygulamanın hak olarak tanınması yönünde güçlü bir toplumsal talep oluşuyor ve bu konu çalışma hayatında daha fazla tartışılmaya aday görünüyor.







