Haber
Giriş Tarihi : 03-04-2021 16:38   Güncelleme : 03-04-2021 16:45

Özel Güvenlik Görevlisi Olma Şartları Değişiyor Mu?

Hukukçulardan Anayasa Mahkemesinde görüşülen iptal davası talebi ile ilgili görüşler gelmeye devam ediyor.

Özel Güvenlik Görevlisi Olma Şartları Değişiyor Mu?

Hukukçulardan Anayasa Mahkemesinde görüşülen iptal davası talebi ile ilgili görüşler gelmeye devam ediyor.

Av.Hüseyin Kaya Anayasa Mahkemesinde görüşülen iptal davası talebini haber sitemiz için yorumladı.

Herkesçe bilindiği üzere ülkemizde yaşanan 15 Temmuz hain darbe girişimi sonrasında uzun bir dönem ülkemizde olağanüstü hal ilan edilmiş ve bu olağanüstü hale ilişkin bir takım düzenlemeler içeren OHAL KHK’ları yayınlanmıştır. Bu KHK’larla terör örgütüyle bağlantısı ve iltisak olan kişilerin devletle ilişiği kesildiği gibi hiçbir bağlantısı olmayan masum vatandaşlar da bu düzenlemelerle mağdur olmuşlardır. Devlet kadrolarında yapılan düzenlemelerin yanı sıra özel güvenlik görevlileri de bu durumdan nasibini almış ve neticesinde kimlik kartlarının iptaline kadar giden birtakım yaptırımlara maruz kalmışlardır.

 

Özel Güvenlik Kimlik Kartının İptali Nedir?

Özel Güvenlik Kimlik Kartının İptaline ilişkin hükümler, 5188 sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanun’un “Özel güvenlik görevlilerinde aranacak” kenar başlıklı 10. maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi 2.1.2017 tarih ve 680 sayılı KHK’nın 69. maddesi ile değiştirilmiştir.

Söz konusu (d) bendinin önceki ve sonraki durumları aşağıdaki tabloda gösterilmiştir:

ÖNCEKİ HALİ

SONRAKİ HALİ

d) Taksirli suçlar hariç olmak üzere, ağır hapis veya altı aydan fazla hapis veyahut affa uğramış olsa bile Devletin şahsiyetine karşı işlenen suçlarla, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, emniyeti suiistimal, sahtecilik, hileli iflas veya istimal ve istihlak kaçakçılığı hariç kaçakçılık, resmi ihale ve alım satımlara fesat karıştırma, Devlet sırlarını açığa vurma, laf atma, sarkıntılık, ırza tasallut, ırza geçme, kız, kadın veya çocuk kaçırma ve alıkoyma, fuhşa teşvik, fuhuş için aracılık, uyuşturucu madde kullanma, uyuşturucu madde kaçakçılığı suçlarından dolayı hükümlü bulunmamak.

 

d) (Değişik: 2/1/2017 - KHK-680/69 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7072/67 md.) 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş veya hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş olsa bile;

1) Kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına mahkûm olmamak.

2) Affa uğramış olsa bile Devletin güvenliğine, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine, özel hayata ve hayatın gizli alanına ve cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar ile uyuşturucu veya uyarıcı madde suçları, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, kaçakçılık ve fuhuş suçlarından mahkûm olmamak.

3) Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine, özel hayata ve hayatın gizli alanına, cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar ile uyuşturucu veya uyarıcı madde suçlarından dolayı hakkında devam etmekte olan bir soruşturma veya kovuşturma bulunmamak.

Yukarıda belirttiğimiz açık Kanun hükümlerinden de anlaşılacağı üzere özel güvenlik görevlisinin kimlik kartlarının iptal edilebilmesi bir takım şartlara bağlanmıştır. Buna göre 5188 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinde sayılan şartların sağlanmaması veya sonradan kaybedilmesi halinde çalışma izni ve kimlik kartı valilikçe iptal edilebilmektedir.

 

            Özel güvenlik görevi itibariyle sürekli tehlike faktörüyle iç içe olan suçun gerçekleşmesinin önlenmesi noktasında doğrudan en büyük rolü oynayan unsur olup görevi başında müdahale ettiği bir çok olayda bir anda sanık konumunda mahkemelerde yargılanmakta ve kasten işlenen suçlar bakımından hakkında HÜKMÜN AÇIKLANAMASININ GERİ BIRAKILMASI (HAGB) kararı verilmiş olsa da 1 yıl ve üzeri ceza alması durumunda özel güvenlik kimlik kartı iptal olmakta ve bir çok özel güvenlik görevlisi mağdur olmaktadır.

 

Özel Güvenlik Kimlik Kartının İptali Sonrasında Ne Yapılır?

 

Özel güvenlik görevlisi olarak çalışan bir işçinin iş akdinin, ilgilinin kimlik kartının iptal edilmesi veya idarece yenilenmemesi durumunda işçinin idarenin işlemine karşı yasal süresi içerisinde İdare Mahkemesi nezdinde işlemin iptali için dava açılması gerekmekte olup İdare Mahkemeleri tarafından görülen davalarda 1 yıl ve üzeri ceza alınması durumu açıkça 5188 sayılı Kanun hükmü olduğundan genelde özel güvenlik görevlisinin aleyhine kararlar verilmektedir. Fakat Diyarbakır 2. İdare Mahkemesi tarafından ilgili maddenin Anayasaya aykırı olduğu gerekçesiyle; “10/6/2004 tarihli ve 5188 sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanun’un 10. maddesinin 1/2/2018 tarihli ve 7072 sayılı Kanun’un 67. maddesiyle değiştirilen (d) bendinde yer alan “…veya hükmün açıklanmasının geriye bırakılmasına karar verilmiş…” ibaresinin iptaline karar verilmesi talebiyle Anayasa Mahkemesine başvurulmuş olup Anayasa Mahkemesi tarafından 31.03.2021 tarihinde yapılan toplantıda dosyanın esastan incelenmesine karar verilmiştir.

Anayasa Mahkemesi 5188 Sayılı Kanun’un 10 Ncu Maddesini İptal Edecek Mi?

Kuralda yer alan “veya hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş olsa bile” ibaresi, Anayasa’nın 38/4. maddesinde yer alan “Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz.” biçiminde ifade edilen masumiyet ilkesine açıkça aykırıdır. Zira, HAGB kararı, ilgili hakkında hiçbir hukuki sonuç doğurmadığı halde, bir başka ifadeyle ortada bir hukuki sonuç doğuran bir mahkeme kararı bulunmadığı halde, ilgilinin suçlu gibi kabul edilmesini öngörmekte ve dolayısıyla da Anayasa’nın 38/4. maddesine açıkça aykırılık oluşturmaktadır. Nitekim, Anayasa Mahkemesi de bir kararında “Masumiyet karinesi, ceza yargılaması kapsamında bir usul güvencesi olmasına rağmen buna ilişkin korumanın uygulanabilir olması ve etkili şekilde sağlanabilmesi için beraat eden veya bir şekilde hakkındaki ceza yargilaması devam etmeyen kişilerin kamu görevlileri veya otoritelerince suçlu muamelesi görmelerini önlemelidir.” şeklinde ibarelere yer vermiştir.

Yine, Anayasa Mahkemesinin 8.10.2015 tarih, E.2014/140, K.2015/85 sayılı kararında da belertildiği üzere, kanunkoyucu hangi suçların hükmün açıklanmasının geri bırakılması kapsamında kalacağı gibi konularda takdir yetkisine sahip ise de kuralda olduğu gibi, HAGB kararına bir mahkumiyet kararının hüküm ve sonuçlarının bağlanması, Anayasa’nın 38. maddesine aykırı bir durumdur.

Keza, kuralda yer alan bu ibare Anayasa’nın 10. maddesinde öngörülen eşitlik ilkesine aykırılık teşkil etmektedir. Zira, 5188 sayılı Kanun’un 10. maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinin (1) ve (2) numaralı alt bentlerinde sayılan suçlar dışında kalan bir suçtan dolayı hakkında HAGB kararı verilen bir kişi özel güvenlik görevlisi olabilirken, söz konusu alt bentlerde belirtilen suçlardan dolayı hakkında HAGB kararı verilen bir kişi ise özel güvenlik görevlisi olamayacaktır. Aynı şekilde, (d) bendinin (1) numaralı alt bendinde belirtilen aynı suçtan 11 29 gün ay hapis cezası alan ve hakkında HAGB kararı verilen bir kişi özel güvenlik görevlisi olabilirken, aynı suçtan 1 yıl hapis cezası alan kişi özel güvenlik görevlisi olamayacaktır.

Kaldı ki, devlet memurluğuna atanabilme koşullarını düzenleyen 657 sayılı Kanun’un 48/A-5. maddesinde dahi, böyle bir hükme yer verilmezken, sadece 5188 sayılı Kanun’da bu tür bir düzenlemenin yapılmasını anlamak mümkün olmadığı gibi bu durum, Anayasa’nın 2. ve 10. maddelerinde öngörülen hukuk devleti ve eşitlik ilkeleriyle de bağdaşmamaktadır. Bu bağlamda, örneğin bir kişinin jandarma personeli ve ceza infaz koruma memuru olabilmesinde hakkında HAGB kararı verilmesinin bir önemi bulunmazken, sadece özel güvenlik görevlileri için bu koşulun aranması eşitlik ve hakkaniyet kurallarına açıkça aykırıdır.

Diğer taraftan, 696 sayılı KHK uyarınca kamu kurumlarında taşeron işverene bağlı olarak çalışan özel güvenlik personelinin kamu kurumlarında sürekli işçi kadrolarına geçirilmeleri durumu dikkate alındığında, maddede yer alan ibare, Anayasa’nın 70 maddesinde öngörülen “Hizmete alınmada, görevin gerektirdiği niteliklerden başka hiçbir ayırım gözetilemez.” biçimindeki kurala da aykırılık oluşturmaktadır.

Yukarıda belirttiğimiz sorunların giderilebilmesi için önecilkle, kuralda yer alan “veya hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş olsa bile” ibaresinin madde metninden çıkarılması gerekmektedir.

Eğer, yapılmak istenen şey, 5188 sayılı Kanun’un 10/1-d maddesinin (2) numaralı alt bendinde sayılan tüm suçlardan veya bazı suçlardan dolayı haklarında HAGB kararı verilmiş olanların özel güvenlik görevlisi olmalarının önüne geçilmesi ise, bunun yolu 5271 sayılı CMK’nın 231. maddesine maddesinde yeni bir düzenleme yapılarak, bu tür suçlarda HAGB kararı verilmesi yasaklanabilir. Böylece, hem HAGB kurumunun varlık sebebiyle uyumlu hem de belli suçlardan HAGB kararı alanların özel güvenlik görevlisi olabilmelerini engelleyici bir düzenleme yapılmış olur. Bu bağlamda, örneğin 5271 sayılı sayılı CMK’nın 231. maddesinin HAGB hükümlerinin uygulanmayacağını düzenleyen (14) numaralı fıkrasına, kapsam dışı bırakılmak istenen suçlar eklenmek suretiyle sorun çözümlenmiş olacaktır.

Anayasa Mahkemesi tarafından işin esasının görüşülerek iptal kararı verilmesi sonrasında tarafımızca ayrıntılı karar incelemesi yapılacaktır.