Advert
TAŞERON İŞÇİSİ ÖZEL GÜVENLİK-SONRADAN GÖRME SENDİKACILAR ve SENDİKA
Sedat Tugan

TAŞERON İŞÇİSİ ÖZEL GÜVENLİK-SONRADAN GÖRME SENDİKACILAR ve SENDİKA

ÜÇ TAŞ, ÜÇ BAŞLIK 

Sedat TUGAN

TAŞERON İŞÇİSİ ÖZEL GÜVENLİK-SONRADAN GÖRME SENDİKACILAR ve SENDİKA

 Olağan üstü günlerden geçtiğimiz bu dönemde özel güvenlik sektöründe boy gösteren güvenlik sendikalarını objektif bir bakış açısıyla mercek altına almak istedim ve Özel Güvenlik alanında sendikacılık yapmış birisi olarak düşüncelerimi sizlerle paylaşmak istiyorum. Eskilerin bir sözü vardır; Üç çeşit insandan kork: “Dağdan inme, dinden dönme, sonradan görme.” Durun, hemen bu konuya girmeyeceğim önce kısa tarihlerinden bahsedelim.

5188 sayılı kanunda sendikaya üye olmaya ilişkin yasak hükmünün yer almaması ve özel güvenlik görevlilerinin sendikalara üye olabileceklerinin yargı kararlarıyla da netlik kazanmasıyla, 2011 yılı ve sonrasında özel güvenlik görevlilerinin örgütlendiği çok sayıda sendika kurulmuştur. Yeni kurulan bu sendikalardan HAK-İŞ üyesi Öz-İş ve TÜRK-İŞ üyesi Güvenlik-İş sendikası ilklerdendir. Daha sonrasında Disk’e bağlı Güvenlik-Sen ve sonradan kurulan diğerleri…

Özel Sektörde örgütlenmeyi neredeyse imkânsız olarak gören bu sendikalar taşeron işçilerinin yoğun olduğu diğer sektör olan kamuya yöneldiler ve bekledikleri zaman 2014 yılının Eylül ayında 6552 sayılı torba yasa ile ayaklarına geldi. Yeni bir süreç başlıyordu ve yasanın ne getirdiği ne getirmediği konusunda yeterli bilgi ve tecrübeye sahip olmayan insanlarla bir teşkilatlanma süreci başladı, daha doğru ifadeyle teşkilatlanma kargaşası başladı… Her an işten atılma endişesi taşıyan bir işçi sınıfına sendikayı anlatacaklar ve onları üye yapmaya çalışacaklardı, üstelik yeterli donanıma sahip olmayan (Bilgi ve tecrübesi olan nadir kişiler hariç)Bir teşkilatla… İşçiler açısından bu süreç yeniydi ve dolayısıyla iş güvencesi endişesi ile sendika bileşeni belirsiz bir hal aldı. Hükümet sendikası ve diğer sendikalar diye bir türkü ağızlarda ve kulaklardaydı, üstelik azımsanmayacak ölçüdeydi. Bu duruma katkı veren yöneticiler de buna eklenince taşeron işçilerinin sendika seçimi konusunda tereddütleri de ortaya çıkıyordu. Bu kaosu aşacak kapasitede sahada çalışan sendika temsilcileri hem teknik(bilgide) yeterlilik hem de psikolojik yeterlilik konusunda yetersiz hatta acemilerdi diğer köklü sendikalardan destek alanlar daha şanslıydı. Bu süreç böyle bir karmaşayla geçti ve 200.000 e yakın kamuda çalışan özel güvenlik görevlilerinin yarısı sendikalara üye oldu.

Bu süreçler işlerken sendikalar kendi içlerinde bir otorite, güç savaşlarına sahne oldu ve Özel Güvenlik Görevlilerine fayda sağlamak yerine onlardan faydalanma eğilimi ön plana çıktı. Bu durumun oluşmasında ki en büyük etken şüphesiz en başta liyakat eksikliği geliyordu diğer etkenleri de şöyle sırlamak doğru olacaktır; Şirket sahiplerinin sendikalarda yönetici, temsilci olması, yönetici ve temsilci olmak için yoğun çaba göstermesi. Taşeron işçi meselesini (Sorununu) Tam manasıyla bilmeyen ve normal bir sendikacılık gibi düşünen yöneticilerin, temsilcilerin yanlış hamleleri. Üst yöneticilerin yolsuzluklara bulaşması ve olağanüstü seçimlere gidilmesi hatta gidilememesi, kayyum(Belli bir malın belli bir süre yönetilmesi ya da belli bir işin yapılması için resmi makamlarca yetkili olarak görevlendirilmiş kimse.) atanması. Konfederasyonlarıyla olan ilişkilerinin zayıf ya da etkisiz olması. Siyasi iradelere yakın görünmek adına çaba göstereceğim derken veya tam aksi eleştireceğim derken düştükleri trajikomik durumlar. Özel Güvenlik Meselesini (Sorununu) tam manasıyla duyuramamak, duyurmaya çabalayanların ise etiket merakı. Asgari ücret alan bir temsilci, bir yöneticinin birdenbire 10.000 TL maaş alması ve dolayısıyla da bu psikolojiyi kaldıramaması(SONRADAN GÖRMELİK). Çok pahalı araçlar ve diğer imkânların vermiş olduğu rehavet ve bu durumu koruma içgüdüsüyle insani vasıfların birer birer terk edilmesi, Mafyacılık yapmaları hatta ötesine geçip silahla yaralama, gasp, tehditler, şantajlar… Daha da sayabiliriz. Muhakkak ki işini doğru yapan nadirde olsa güzel insanlar da vardı ama sistem tam da buydu.

Gel zaman git zaman Taşeron İşçisi Özel Güvenlik Görevlilerine büyük bir oranda kadro durumu ortaya çıkınca(Kitler hariç) Bu sendikaların varlığı yok olma durumuyla karşı karşıya kaldı. Olası muhtemel bir durum söz konusu, aksi bir durum olmaz ise bu sendikaların kamudaki varlığı 2020 yılından sonra bitebilir ve bu durumun farkındalar. Bakalım bu önümüzde ki sürece nasıl bakacaklar, nasıl değerlendirecekler ve DOĞRUYU GÖRÜP ÜYELERİNİN ONLAR İÇİN DEĞİL DE ONLARIN ÜYELERİ İÇİN VAR OLDUĞUNU ANLAYACAKLAR…

Not 1: Son günlerde Kitlerde çalışan taşeron işçileri için de bir kadro formülü olacağı ve kadro verileceği konusu dillendirilmektedir.

Not 2: Sayıları artan Özel Güvenlik Sendikalarının, üye sayıları ve maddi olanaklarının da artmasıyla birlikte etkili bir güç haline gelmesine rağmen bu güçlerini; seçime yaklaştığımız şu günlerde doğru bir şekilde kullanamayarak hiçbir partinin seçim vaadinde ÖZEL GÜVENLİK olmaması bizlerin tespitlerini doğru göstermektedir.
Sedat Tugan
Ö.G.G HABER

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
Şahin     0000-00-00 BİR VATANDAŞIN HAKLI İSYANI . Adli sicil istendiği durumlarda eğer bir suçtan hüküm giymemişsek otantik olarak sicil kaydımız temiz gözüküyor..4 yıllık bir fakülte mezunuyum. Bundan evvel köy işlerinde, öyle ki köyümde çalıştım. Sonra şehre geldik. Aradığım işi bulamayınca çevremdekiler telkinde bulundu bir güvelik kartı ediniver diye..(ki bugün birçok atanamayan öğretmen arkadaşımız da bu görevle meşgul)..sınava girdik, yaptık, başardık ve kartın sahibi olduk..derken iş bulduk, bir yıllık çalışan elemanken sosyal yönü ve interaktif duruşu çok güçlü bir kadınla tanıştım. Konuştuk, yazıştık falan filan derken bir gün ters düştük, telefon üzerinden yazılı olarak cinsel tema içermeyen; fakat ağır tonajlı baskın cümleler kurdum(kendisi de kurdu)..çok geçmedi, aramız bozuldu..neyin hıncını nasıl bir kinle taşımışsa bir ay sonra müşteki rolünde sözde kadın olma zarafetine biçtiği kaftanla beni dava etti..mahkeme şahsımı üç nitelikten yargıladı. İkisinden beraat ederken bir tanesinden 'Hükmün açıklanmasının geriye bırakılması' kararına tabii tutuldum ve şu günlerde özel güvenlik kimlik kartımı yenilemek için yaptığım tüm hazırlıklardan sonra Özel Güvenlik Şube Müdürlüğünde daha önce gördüğüm, fakat hiçbir hükümlülük yaşamadığım ve maddi bir külfet cezasına uğramadığım o dava karşıma çıktı. Davayı 2015'te gördüm, 5 yıl geriye bırakma hükmü ile yoluma devam ederken emniyet pergelindeki portalda kasvet şeklinde önüme düştü..gittim davaların ıslak imzalı numunelerini istedim ve emniyete verdim..2017'de yürürlüğe sokulan ve nice görevdaşımızın iş dünyasını karartan yasaların şahsım için de hayırlı olmayacağını biliyorum. Biliyorum ki 15 Temmuz'da yaşanan hain darbenin artık iş hayatlarındaki masum insanları da yok etme yönündeki art niyetin hâlen devam ettiğini.. Buradan, bu demokratik ortamdan seslenmek istiyorum: Adli Sicilim perüpak iken uyapta önüme çıkan, taşıdığı nitelik sadece uyarı, ihtar olan hükmün geriye bırakılmasının bizler için adil olmayan bir sonuç yarattığı ne var ki ortadadır..meydanda henüz suç işlememiş, yalnızca yüce hukuktan 'sen bir daha yapmazsın, oldu bir kere, haydi dikkat' şeklindeki hükmün geriye bırakılması kararına bağlı kalarak bizlere suçlu gözüyle bakılması adalet vicdanının dibe vurduğunun hazinli göstergesidir..Biz devletten şunu istiyoruz: böylesi bir durumda bizi mağdur edip sokaklara beş parasız salıp kahırla, hüzünle mahvedeceğine bari bizlerin adli sicilini de karartsın da gayri hiçbir ekmek teknesine doğru yön alamayalım, telef olup gidelim..bizimkisi ihtarken, hayatında ihtar almamış olanların da yarınları ne kadar garanti olabilir ki? Hani bir söz vardır, bilirsiniz: herkes birer engelli adayıdır..kimse yarın nasıl bir fiilin taraftarı olacağını bilemez..haklıyken haksız konuma düşebilirsiniz..o yüzden hükmü geriye bırakılmış veya davası düşmüş arkadaşlarımızı, ki beni de bu uğurda biçare yalnızlıklara, ekmeksizliğe itmek demokrasinin, insanca değerlerin bittiğinin belki en somut nişanıdır...devlet suç ve suçluyla mücadeleyi suçu olmayan, salt ikaz yiyen masumlar üzerinden yürütmesin artık. Bizi topluma kazandıracağına, önümüzü tıkamasın!! Devletimiz özel güvenlik kartlarımızı iptal eder, bizi boşluğa salarsa o zaman hangi yarayı kapatmış olacak? İnsanı çaresiz bırakan her eylemin sonunda kaçınılmaz hüsranlar mevcuttur diye gördüm, okudum, duydum...devletimizi vicdana ve adil adalete davet ediyorum..Saygılarla..
Şahin     0000-00-00 BİR VATANDAŞIN HAKLI İSYANI . Adli sicil istendiği durumlarda eğer bir suçtan hüküm giymemişsek otantik olarak sicil kaydımız temiz gözüküyor..4 yıllık bir fakülte mezunuyum. Bundan evvel köy işlerinde, öyle ki köyümde çalıştım. Sonra şehre geldik. Aradığım işi bulamayınca çevremdekiler telkinde bulundu bir güvelik kartı ediniver diye..(ki bugün birçok atanamayan öğretmen arkadaşımız da bu görevle meşgul)..sınava girdik, yaptık, başardık ve kartın sahibi olduk..derken iş bulduk, bir yıllık çalışan elemanken sosyal yönü ve interaktif duruşu çok güçlü bir kadınla tanıştım. Konuştuk, yazıştık falan filan derken bir gün ters düştük, telefon üzerinden yazılı olarak cinsel tema içermeyen; fakat ağır tonajlı baskın cümleler kurdum(kendisi de kurdu)..çok geçmedi, aramız bozuldu..neyin hıncını nasıl bir kinle taşımışsa bir ay sonra müşteki rolünde sözde kadın olma zarafetine biçtiği kaftanla beni dava etti..mahkeme şahsımı üç nitelikten yargıladı. İkisinden beraat ederken bir tanesinden 'Hükmün açıklanmasının geriye bırakılması' kararına tabii tutuldum ve şu günlerde özel güvenlik kimlik kartımı yenilemek için yaptığım tüm hazırlıklardan sonra Özel Güvenlik Şube Müdürlüğünde daha önce gördüğüm, fakat hiçbir hükümlülük yaşamadığım ve maddi bir külfet cezasına uğramadığım o dava karşıma çıktı. Davayı 2015'te gördüm, 5 yıl geriye bırakma hükmü ile yoluma devam ederken emniyet pergelindeki portalda kasvet şeklinde önüme düştü..gittim davaların ıslak imzalı numunelerini istedim ve emniyete verdim..2017'de yürürlüğe sokulan ve nice görevdaşımızın iş dünyasını karartan yasaların şahsım için de hayırlı olmayacağını biliyorum. Biliyorum ki 15 Temmuz'da yaşanan hain darbenin artık iş hayatlarındaki masum insanları da yok etme yönündeki art niyetin hâlen devam ettiğini.. Buradan, bu demokratik ortamdan seslenmek istiyorum: Adli Sicilim perüpak iken uyapta önüme çıkan, taşıdığı nitelik sadece uyarı, ihtar olan hükmün geriye bırakılmasının bizler için adil olmayan bir sonuç yarattığı ne var ki ortadadır..meydanda henüz suç işlememiş, yalnızca yüce hukuktan 'sen bir daha yapmazsın, oldu bir kere, haydi dikkat' şeklindeki hükmün geriye bırakılması kararına bağlı kalarak bizlere suçlu gözüyle bakılması adalet vicdanının dibe vurduğunun hazinli göstergesidir..Biz devletten şunu istiyoruz: böylesi bir durumda bizi mağdur edip sokaklara beş parasız salıp kahırla, hüzünle mahvedeceğine bari bizlerin adli sicilini de karartsın da gayri hiçbir ekmek teknesine doğru yön alamayalım, telef olup gidelim..bizimkisi ihtarken, hayatında ihtar almamış olanların da yarınları ne kadar garanti olabilir ki? Hani bir söz vardır, bilirsiniz: herkes birer engelli adayıdır..kimse yarın nasıl bir fiilin taraftarı olacağını bilemez..haklıyken haksız konuma düşebilirsiniz..o yüzden hükmü geriye bırakılmış veya davası düşmüş arkadaşlarımızı, ki beni de bu uğurda biçare yalnızlıklara, ekmeksizliğe itmek demokrasinin, insanca değerlerin bittiğinin belki en somut nişanıdır...devlet suç ve suçluyla mücadeleyi suçu olmayan, salt ikaz yiyen masumlar üzerinden yürütmesin artık. Bizi topluma kazandıracağına, önümüzü tıkamasın!! Devletimiz özel güvenlik kartlarımızı iptal eder, bizi boşluğa salarsa o zaman hangi yarayı kapatmış olacak? İnsanı çaresiz bırakan her eylemin sonunda kaçınılmaz hüsranlar mevcuttur diye gördüm, okudum, duydum...devletimizi vicdana ve adil adalete davet ediyorum..Saygılarla..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİRX
Türk-İş Bastırıyor,85 bin KİT Çalışanı İçin Kadro Hazırlığı
Türk-İş Bastırıyor,85 bin KİT Çalışanı İçin Kadro Hazırlığı
BBP Genel Başkanı Mustafa Destici
BBP Genel Başkanı Mustafa Destici "Özel Güvenlik Yasası'nın Yasalaşması Lazım Dedi
istanbul rize evden eve nakliyat