Av.Barış KALKAN İŞÇİ ve FAZLA MESAİ..?
Advert
İŞÇİ ve FAZLA MESAİ..?
Av.Barış KALKAN

İŞÇİ ve FAZLA MESAİ..?

Bu içerik 1736 kez okundu.

Çalışma hayatına hayvan güderek başlayan, büyük şehre gelince sırasıyla ayakkabı boyacılığı, kahvehane çırağı, marangoz çırağı, inşaat işçisi, tersane işçisi olarak çalıştıktan sonra avukatlıkta Allaha şükürler olsun işverenliği elde etmiş biri olarak işçi tanımını yapmak pek zor olmayacaktır.

 

            Sahi nedir işçi? Türk Dil Kurumuna sorarsanız “işçi ya da amele, başkasının yararına bedenini, kafa gücünü veya el becerisini kullanarak ücretle çalışan kimse..” iş kanunumuza göre “bir iş sözleşmesine dayanarak çalışan gerçek kişi…” meydanlarda kardeş, iş verende çıkarılması veya hakkının kısıtlanması işveren menfaatine bir eylem, dinimizde alın teri kurumadan hakkı verilmesi gereken kişidir işçi. Bu tanımlamalar daha da arttırılabilir. Günümüz diliyle de işçi kelimesi pek fazla kullanılmamakta, çalışan kelimesi daha fazla kullanılmaktadır.

 

            İşçi veya çalışan, her işletmenin yapı taşını oluşturmakla birlikte en alt kademedeki  kalabalık toplum sınıfı… Ancak hakları yönünden de en çok mağdur edilen kesim olarak karşımıza çıkmaktadır. Kanunumuz, başlangıçta işçiyi korumak istemiş ancak gelişen olaylar ve çalışma koşulları karşısında işçinin menfaatiyle işveren menfaati arasında ters orantı artmaya başlamış ve bu ters orantıya karşı ilgili otorite sahipleri çözüm arayışları içine girmişlerdir.

 

            Bizim burada kısaca ele almak istediğimiz otorite ise Yargıtay, konusu da fazla mesai olacaktır. İşçinin haftalık çalışma saatini kırkbeş saat olarak düzenleyen 4857 sayılı yasamız, bu saati aşan çalışmaları fazla mesai olarak kabul etmiştir. Ancak uygulamada bu fazla çalışmalardan doğan haklara da artık sınırlama getirilerek yukarıda da değindiğimiz gibi çalışan veya işçi grubu, yine alınlarındaki terin %30’u veya %40’ını boşa akıtmaktadırlar. Nedeni ise normal bir insan gücü taakaatinin kaldırabileceği çalışma olamayacağı ve   yargılamalarda işçi tarafından bazı olumsuz davranışlar karşısında zarar gören işverenin de hakkının korunması olarak açıklanmaktadır.

 

            Yargıtay’ın  öngördüğü hakkaniyet indirimi karşısında yargılama yapan iş mahkemeleri de tespit edilen fazla çalışma alacaklarını, kesinti yaparak işçiye ödenmesi yönünde karar vermektedir. Peki bu doğrumu? Tek kelime ile” hayır…” Güvenlik görevlilerini, fırın işçilerini, şoförleri, temizlik görevlilerini düşünüyorum. Güvenlik görevlilerinin pek çoğu yirmi dört saat çalışmakta ve on iki saat dinlenmekte, fırın çalışanları en az iki vardiya olarak çalışmakta ve her vardiya on iki saatten ibaret. Şoförlerin zaten çalışma saatleri mesai bitimine bağlı değil. Temizlik görevlileri ise işyerini en son terk eden grupta yer almakta.

 

            Kanunlarımızda geçerli hüküm olan iddia sahibinin iddiasını ispatlama kuralı fazla mesai konusunda geçersiz kalmakta ve üst paragrafta saydığımız gruplar yönünden bu fazla çalışma saatleri ispatlanmasına rağmen davalı işveren tarafından aksi ispatlanamamaktadır. Bu fazla çalışma sürelerinin davalı işveren tarafından ispatlanmamasına rağmen yargı, işveren lehine hareket ederek fazla çalışma saatlerinde kesintiye gitmektedir.

 

            Yargıtay 22. Hukuk Dairesi de başka bir yeniliğe imza atarak 28.11.2013 tarihli 2012/28640 esas sayılı kararıyla fazla mesai için keşif yapılması yönünde karar vererek işçinin hakkını daha da zorlamakla beraber, dava sürecini de zorlaştırdı. Yargıtayın bu kararına pes dememek mümkün değil. Davalı işveren kuruma gidilecek, bekleme yapılacak, fazla çalışma var mı yok mu kontrol edilecek… Davalı işveren de enayi olmalı ki aleyhine toplanan delile yardımcı olsun. Üstelik yargıtayın bu gerekçesinin hiçbir yasal dayanağı da yoktur.

 

            Bu beyanlar ışığında şu soru akla geliyor. İşçi yararına yorum ilkesine ne oldu?Güçlü işveren karşısında ekonomik yönden bağımlı ve geçim koşulları açısından daha zayıf durumda bulunan işçinin korunması her şeyden önce, sosyal devletin ödevidir. Bu bakımdan işçinin korunarak, sosyal barışının sağlanması yolunda günümüz anayasalarında sosyal devlet kavramına anlam veren düzenlemeler önem kazanmıştır (Lütfü İnciroğlu). İşçi yararına yorum ilkesi, gerek Yargıtay kararlarında gerek de mahkeme kararlarında varlığını büyük ölçüde kaybetmiş görünüyor.

 

            Son bir husus olarak da bir konuya daha değinmeden edemeyeceğim. Yargıtay verdiği bir çok kararda maaş bordrosuna yazılı fazla mesai ücreti, ihtirazi kayıt bulunmaması halinde aksi iddia dinlenemeyeceği yönünde karar vermektedir. Oysa bir çoğumuz da biliyoruz ki bordroya yansıyan bir çok ücret, gerçeği yansıtmamaktadır. Ayrıca güçlü işveren karşısında zayıf olan işçinin ihtirazi kayıt koyması, işçinin işsiz kalma riskini arttırdığı rahatlıkla bilinen bir olaydır. Ancak hem Yargıtay, hem de mahkemeler böyle bir menfaat çakışması durumunda ne yazık ki, işçi lehine yorum ilkesini unutarak işçi aleyhine karar vermektedir.

 

            Sonuç olarak işçi lehine ne kadar yasa da çıksa, ne kadar ilke de oluşsa işçi yine işçi, yine zayıf ve yine mağdur, sosyal devlet ilkesi ise seyirci...

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
sami cimen     2017-09-08 hep yiyorsunuz hakkımızı zehir zıkkım olr insallah evlenemiyoruz sizlerin yüzünden gevur oğlu gevurlar
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Görevinde Başarılı Olan Özel Güvenlikler Ödüle Layık Görüldü
Görevinde Başarılı Olan Özel Güvenlikler Ödüle Layık Görüldü
Bayburt'ta özel güvenlik görevlisi, statyumda bulduğu 7 bin lirayı sahibine teslim etti.
Bayburt'ta özel güvenlik görevlisi, statyumda bulduğu 7 bin lirayı sahibine teslim etti.
izmir escort
sex izle porno sikiş porno izle izmir bayan escort sikiş izle