Çeşitli Hükümler ve Cezalar

Çeşitli Hükümler ve Cezalar

23.09.2012 16:08
 Özel Güvenlik Hukuku ve Kişi Hakları

IV. YAKALAMA:

A.  IHEB, IHAS ve T.C Anayasası:

Uluslararası sözleşmeler ve antlaşmalarda nazara alınarak, iç hukukumuzda, öncelikle 3842 sayılı ve 4229 ve nihayet Anayasanın 19. maddesi ile, çeşitli kanunlarımızda 4771 sayılı kanunlarla gözaltı sürelerinin azaltılması ve değişik usullere bağlanması ve ifade alma konusunda bazı değişiklerin yapıldığı gözlenmektedir. Bu kanunların uygulanmasını sağlamak amacı ile, ayrıca, Yakalama, Gözaltına Alma ve ifade Alma Yönetmeliği (YıGY) ile düzenlediği görülmektedir.

B. 5188 SAYILI YASA:

5188 sayılı yasa ile ÖGG'ler görevli oldukları alanlarda 7.maddenin

c)   5271   Sayılı  Ceza  Muhakemeleri  Kanununun  90ncı  maddesine göre yakalama ve yakalama nedeniyle orantılı arama.

d)  Görev alanında, haklarında yakalama, tutuklama veya mahkûmiyet kararı bulunan kişileri yakalama ve arama.

g) Genel kolluk kuvvetlerine derhal bildirmek şartıyla, aramalar sırasında suç teşkil eden veya delil olabilecek ya da suç teşkil etmemekle birlikte tehlike doğurabilecek eşyayı emanete alma.

ı) Kişinin vücudu veya sağlığı bakımından mevcut bir tehlikeden korunması amacıyla yakalama.

j) Olay yerini ve delilleri koruma, bu amaçla Ceza Muhakemeleri Kanununun 168 nci maddesine göre yakalama bendlerinde yakalama yetkisini tanımıştır.

Yakalama yargı kararı olamadan özgürlüğün kısıtlanmasıdır. Yakalama koruma tedbiridir, cezalandırma değildir.ceza muhakemesi ön tedbiridir. Kişinin geçici bir süre için nezaret (gözetim) altına alınarak gerekli işlemlerin yapılması için özgürlüğün kısıtlanmasıdır.

Sanık hakları, Anayasamızın 19. maddesinde 2001 tarih ve 4709 sayılı kanunla yeniden düzenlenmiştir. Yakalama, Anayasada ""ya bir tehlikenin önlenmesi veya suç işlendikten sonra sanığın ele geçirilmesi amacı ile yapıldığı"" şeklinde ifade edilmiş, kanun ve yönetmeliklerle de ayrıntılı belirtilmiştir. Buna göre özgürlük kısıtlamasının hakim kararıyla yapılması esas, diğer durumlarda yapılması istisnadır.

C. ÖNLEME YAKALAMA:

5188 sayılı kanun madde7; ı) Kişinin vücudu veya sağlığı bakımından mevcut birtehlikeden korunması amacıyla yakalama.

ÖGG'nin görevli olduğu alanda, kaybolmuş çocuk, akıl hastası, kendini idare edemeyecek derecede sarhoş, herhangi bir nedenle bilincini yitirmiş şahıslar ile ÖGG'nin görev alanında bulunma nedenini izah edemeyen kimliksiz ve şüpheli hareketleri olan kişiler yakalanabilir. Bu gibi şahıslar genel kolluğa, ailesine veya acil hallerde genel kolluğa da bilgi verilerek en yakın sağlık kuruluşuna sevk edilir.

Özel Güvenlik Hukuku ve Kişi Hakları

ÖGG yukarıda belirtilen kişileri görev alanı dışına bırakarak sorumluluktan kurtulamaz. Ancak bu gibi kişilerin görev alanına girmesini önleyebilir.

Tehlikenin önlenmesi emniyet ve düzenin korunması için gerekli görülen hallerde yakalama; kamu veya özel alanın (özel güvenlik) korunması için veya kişinin kendisine zarar vermesini engellemek için (bu alanda kişi kendine zarar veriyorsa, tehlikeye maruz kalacaksa vb.) suç işlenmemiş olsa da yakalanır. Örneğin tren raylarında yürüyen kişiler yakalanır, elektrik güç kaynaklarına temas etmek isteyenler, işyeri/ikameti yanan kişinin oraya girmek istemesi ama tehlikeli olduğu durumlarda girmesini engellemek için yakalanır.

işyerinde hırsızlık yapacağı şüphesi olan veya zarar verme şüphesi olanlar yakalanır.

Önleme amaçlı yakalanan veya korumaya alınan kişinin başka suçu bulunmadığı ve suç oluşmadığı durumlarda ilgili mahalden çıkarılarak serbest bırakılır. şüphelinin durumu korunmaya muhtaç ise ailesine , ilgili kuruma veya polise teslim edilmelidir.

Düzeni bozanlar, görevin yapılmasına karşı koyanlar, engel olanlar.girilmesi yere izinsiz-yetkisiz girenler de aynı şekilde yakalanır.

D. ÖZEL YAKALAMA:

5188 Sayılı Kanun Md.7; j) Olay yerini ve delilleri koruma, bu amaçla Ceza Muhakemeleri Kanununun 168 nci maddesine göre yakalama

E. ADLı YAKALAMA:

5188 Sayılı Kanun Md.7;  c) 5271 Sayılı Ceza Muhakemeleri Kanununun 90nci maddesine göre yakalama ve yakalama nedeniyle orantılı arama.

CMK 90'a göre yakalamanın koşullan;

1.   Bir cürüm bulunmalıdır.

2.  Cürüm tanıklar önünde işlenmeli yani meşhud olmalıdır.

3.   Failin kaçma ihtimali bulunmalıdır.

4.   Yakalanmaması halinde failin kimliğini hemen tespit mümkün olmamalıdır. Bu koşullarda ÖGG'nin CMK Md. 90'göre yakalama yetkisi kullanımı şartları oluştuğundan yakalama yapabilir.

5188  Sayılı   Kanun   Md.7;   d)  Görev  alanında,   haklarında  yakalama,  tutuklama  veya mahkûmiyet kararı bulunan kişileri yakalama ve arama


Doğal olarak ÖGG'ler kimin hakkında yakalama, tutuklama veya mahkumiyet karan olduğunu bilemez. Bu durum; ancak genel kolluğun talepte bulunması halinde veya bir şekilde bilinmesi halinde ortaya çıkar.

Takibi şikayete bağlı veya şahsi dava yolu ile takip edilen meşhud suçlarda ÖGG mağdurun şikayetçi olup olmadığını tespit etmeli şikayetçi olunmaması halinde durum yazılı olarak tespit edilerek yakalanan bırakılır. Asıl olması gereken önce şikayet sonra yakalamadır. Ancak küçüklere, beden, akıl sağlığı veya sakatlık nedeni ile kendini idareden aciz olanlara karşı işlenen suçlarda şikayet aranmaz.

Adli yakalama; Suç işlendikten sonra yakalama işlemidir. CMK md. 90""da meşhut suç (suçüstü hali) karar olmadan muvakkat yakalama (AY. md. 19) Bu durumda her vatandaşın yakalama yetkisi olduğu gibi özel güvenlik, görevli olduğu alanda suç işlenmiş veya şüpheli oraya kaçmış ise yakalamaya yetkili ve görevlidir.

Genel zabıta olan polise PVSK md.13'te yakalama yetkisi verilmiştir; hakkında yakalama ve tutuklama kararı verilmiş bulunanları, kanunla belirlenmiş bir mükellefi yerine getirmeyenleri, uyuşturucu madde satan, alanlar, sarhoş olan veya huzuru bozarak etrafa saldıranları ve kavga edenleri, toplum için tehlike teşkil eden akıl hastalarını, hastalık bulaştırabilecek kişileri, gözetim altında ıslahına karar verilen küçükleri, ülkeye usulüne aykırı olarak girenleri veya hakkında sınır dışı etme veya geri verme kararı alınanları, suçüstü halinde veya gecikmesinde zarar bulunan hallerde, suça teşebbüs edildiğine dair haklarında kuvvetli iz ve delil bulunan kişileri (sanıkları) yakalayabilir. Buna benzer yetkileri özel güvenlikçi sorumlu bulunduğu alan içerisinde uygular.

Tespit edilen zanlıların yakalanmasında, gereği ölçüsünde zor kullanılır, yakalanmış zanlılara karşı topluluğun tansiyonunu yükseltici hareketlerden kaçınılır. Yakalamalar yeter sayıda görevli ile yapılır, yakalanan sanığın kaçmasına kesinlikle imkan verilmez. (Çevik kuvvet yönetmeliği Md. 27)

Görevliler şüpheliyi elle yakalayabilecekleri gibi zorluk çıkarması durumunda orantılılık kuralına uyarak bağlayabilir, kapatabilir, zor kullanabilir. Özel güvenlik görevlileri yakalama işleminden sonra zabıtaya derhal haber vermeli ve teslim etmelidir. Yakalama işleminden sonra genel kolluğun işlem yapması gerekir.


F.   YAKALANANIN MUHAFAZASI:

1.  Yakalanan kişi kendisine veya çevresine zarar vermemesi için gerekli tedbirler alınır,

2.   Kaçma ihtimalini ortadan kaldıracak tedbirler alınır,

3.   Yakalanana karşı yapılabilecek saldırıyı önlemek için gerekli tedbirler alınır,

4.   Birden fazla yakalanan var ve şartlar müsaade ediyor ise ayrı tutulmalıdır.

V. HUKUKA UYGUNLUK NEDENLERı:

Hukuka uygunluk nedenleri, tüm hukuka aykırı fiilleri hukuka uygun hale getiren sebeplerdir. Hukuka uygunluk nedenleri üç kategoride incelenir.

1.   Genel Hukuka Uygunluk Nedenleri

2.   Özel Hukukda Hukuka Uygunluk Nedenleri

3.   Ceza Hukukunda Hukuka Uygunluk Nedenleri

A. GENEL HUKUKA UYGUNLUK NEDENLERı:

Genel hukuka Uygunluk nedenleri tüm hukuka aykırılıklar için geçerli olan sebeplerdir. Bunlar prensip olarak tüm hukuka aykırı fiilleri hukuka uygun hale getirirler.

Genel Hukuka Uygunluk Nedenleri:

-    Meşru Savunma

-    Zaruret ( Zorunluluk ) Halidir

1.   MEşRU MÜDAFAA (HAKLI SAVUNMA):

Meşru müdafaa: ""Kendisinin veya bir başkasının şahsına veya mallarına müteveccih, halen mevcut ve haksız bir taarruzdan doğacak zararları önlemek üzere bir kimsenin yapmak zorunda kaldığı fiil ve hareketler"" dir.

Türk pozitif hukukunda meşru müdafaanın kapsamı konusunda sorun vardır. TCK, TMK ve BK' daki meşru müdafaayı bu isimle kabul etmemektedir. O yüzden de hususi hukuktaki meşru müdafaa, ceza kanununda yer almayan hukuka uygunluk sebepleri arasında, bir hakkın icrası olarak yer bulabilmektedir.

BK. Md. 52/1 hükmüne göre ""Meşru müdafaa halinde mütecavizin şahsına veya mallarına yapılan zarardan dolayı tazminat lazım gelmez"".

Yasa bu hükmüyle, failin zarara neden olan fiilinin haksız olmadığını ve borç doğurmayacağını kabul etmiştir. Benzer hüküm Yeni TCK. Md. 25'de suç teşkil eden eylemlerde kabul edilmiş, meşru müdafaa halinde iken işlenen suç nedeniyle faile ceza verilemeyeceği öngörülmüştür.

Meşru müdafaanın haksız fiil sorumluluğuna yol açmaması için aşağıdaki koşulların gerçekleşmesi gerekir;


a.   Faile veya bir üçüncü kişiye bir saldırı olmalıdır:

BK. Md. 52'de ""Meşru müdafaa halinde"" bulunan kişiden söz edilmiştir. Bu hükme göre haksız fiil failine bir saldırının bulunmasının zorunlu olduğu açıktır. Ancak, bu saldırının haksız fiil failine değil, bir üçüncü kişiyi yönelmesi de mümkündür. Buna göre, meşru müdafaa ""failin kendi şahsına yönelik saldırılara karşı olabileceği gibi, üçüncü kişilerin şahsına yönelik saldırılar"" için de olabilir. Bir başka ifade ile ""üçüncü kişi lehine meşru müdafaa"" da mümkündür.

Müdafaa edilen üçüncü kişinin failin yakını olması gerekmez, failin hiç tanımadığı bir üçüncü kişiye yönelik saldırıya karşı üçüncü kişiyi müdafaa etmesi mümkündür.

b.  Saldın, şahsa veya mala yönelik olmalıdır:

Saldırı failin ya da üçüncü kişinin şahıs veya mal varlığına yönelik olabilir. Ceza Hukuku'nda mal için meşru müdafaa kabul edilmediği halde BK.'nda bu mümkün görünmektedir.

c.   Saldırı hukuka aykırı olmalıdır:

Meşru müdafaanın hukuka uygun sayılabilmesi için faile veya üçüncü kişiye yönelik saldırı hukuka aykırı olmalıdır. Saldırı hukuka uygun ise, buna karşı müdafaa meşru müdafaa olmaz.

Saldırının hukuka aykırı olması yeterlidir. Ayrıca saldırıda bulunan kişinin kusurlu olması aranmaz. Bunun sonucu olarak, saldırıda bulunan kişi akıl hastası olduğu için kusurlu bulunmazsa bile bu kişinin fiiline karşı meşru müdafaa hukuka uygundur.

d. Saldırı yakın ve gerçek olmalıdır:

Saldırının zarara yol açması zorunlu değildir. Yakın bir zarar tehlikesi doğurması yeterlidir. Meşru müdafaanın asıl amacı zararı değil, zarar tehlikesini önlemektir. Zarar doğmuş ve saldırı tamamlanıp bitmişse artık müdafaadan söz edilemez. Zira, tamamlanmış ve sonuçlarını doğurmuş bir saldırıya karşı müdafaa söz konusu değildir. Saldırının zararı doğurma tehlikesi var ya da doğmuş fakat tekrarı tehlikesi söz konusu ise müdafaa meşrudur.

e.  Fiil saldırıyı önleme amacına yönelik ve bu amaçla sınırlı olarak işlenmelidir:

Müdafaanın amacı saldırıyı cezalandırmak değildir. Aksi halde meşru müdafaa öç almaya ya da kendiliğinden hak almaya araç haline getirilmiş olur. Buna ise hukuk devletinde yer yoktur. Buna göre fiil saldırıyı önleme amacına yönelik olmalıdır. Saldırı tamamlanmış ise artık müdafaadan söz edilemez. Buna rağmen saldırıda bulunana karşı işlenen fiil hukuka uygun değil, aykırı olacak ve sorumluluğa yol açacaktır.

Özel Güvenlik Hukuku ve Kişi Haklan

Fiil saldırıyı önleme amacıyla sınırlı kalmalıdır. Aksi halde fiil müdafaaya değil cezalandırmaya yönelik olur. Bunu ise kabul etmek mümkün değildir. O halde fiil ancak müdafaa amacının sınırları içinde kaldığı sürece hukuka uygun olacaktır.

Türk Medeni Kanunu'nda Meşru Müdafaa:

TCK 1. Md.nin amacı emniyet ve asayişi, yani kamu barış ve düzenini korumak ve suç işlenmesini önlemektir. Zilyedin muvafakatine dayanmayan her saldırı yasaktır. Zilyedi tedirgin eden her eyleme saldırı, zilyedin şey üzerindeki hakimiyetini kaldıran her eyleme de gasp denir. Saldırıda zilyet, kısmen de olsa şey üzerindeki fiili hakimiyetini sürdürmektedir; ancak bu hakimiyet tam değildir; zilyet tedirgin edilmektedir.

Mütecaviz veya gasp edenin kasıtlı davranmamaları, hatta temyiz kudretinden yoksun olmaları da mümkündür.

TMKmd. 981 'de yer alan mal için meşru müdafaanın şartlarını incelemeye başlayabiliriz. Bu şartlar genel olarak TCK (25)'dekilerle aynı paraleldedir. TCK'ye göre meşru müdafaa ele alınırken daha geniş olarak işlenecektir.

a.  Haksız Saldırı:

981. maddede geçen ""gasp ve saldın"" ifadesi saldırının haksız olması gerektiğine işaret etmektedir.

b.  Filhal Defi:

981.   maddedeki  ""defedebilir""  kelimesinden  bu  şartın  varlığını  çıkarmak mümkündür. Savunma, saldın sürmekte iken ve bitmeden önce olmalıdır.

c. Zorunluluk:

Zilyet saldırıyı başka türlü hareket ederek def edebilecekse meşru müdafaa hakkını kullanamaz. Kural olarak hukuk düzeni kimseye kaçma yükümlülüğü yüklemez. Bu konu da ayrıntılı olarak TCK'ye göre meşru müdafaa bahsinde ele alınacaktır.

d. Orantı:

981. maddenin son cümlesi, TCK m. 25 ile aynı yöndedir. Her ikisi de saldırı ile savunma arasında oran bulunması gerektiğini dile getirmektedirler. Orantı önce saldırıda kullanılan araçla savunmada kullanılan arasında olacaktır.

""Zilyet, gasp ve tecavüz fiillerini kuvvet kullanarak engellemek ve alınan eşyalarını geri almak hakkına sahiptir.""


Borçlar Kanunu'nda Meşru Müdafaa:

BK:52.Md. de belirtilen Meşru müdafaanın söz konusu olabilmesi için tecavüzün haksızlığı değil, tehdit altındaki kişinin müdahaleye katlanma yükümü bulunup bulunmadığı şartının aranacağı ileri sürülmektedir.

Türk Medeni Kanunu'ndan farklı olarak Borçlar Kanunu, meşru müdafaaya başlayabilmek için resmi makamların müdahalesinin sağlanamaması şartını aramaktadır.

2.  ZARURET HALı:

BK.'nun 52. Md.'sine göre ""Kendisini veya diğerini zarardan yahut derhal vukubulabilecek bir tehlikeden vikaye için başkasının mallarına halel iras eden kimsenin borçlu olduğu tazminat miktarını hakim hakkaniyete tevfikan tayin eder.""

Hususi hukukta zaruret hali, kendisini ve diğerlerini, zarardan yahut derhal vuku bulunacak bir tehlikeden vikaye için, başkalarının mallarına iras etmek (BK m. 52/c), aynı sebepler altında bir diğerinin mülküne tecavüzdür (MK m. 677).

a. Türk Medeni Kanunu'nda Zaruret Hali:

TMK m.753: ""Bir kimse kendisini veya başkasını tehdit eden bir zararı veya o anda mevcut bir tehlikeyi ancak başkasının taşınmazına müdahale ile önleyebilecek ve bu zarar yada tehlike taşınmaza müdahaleden doğacak zarardan önemli ölçüde büyük ise malik buna katlanmak zorundadır. Malik bu yüzden uğradığı zarar için hakkaniyete uygun bir denkleştirme bedeli isteyebilir.""

b. Borçlar Kanunu'nda Zaruret Hali:

BK m. 57'ye göre eşya (hayvan) üzerinde zor kullanma hakkı tanıyan, zorunluluk halinin bir türeviyle karşılaşıyoruz. Kullanılan cebir, hayvanın zarar vermesini önlemeye yetecek derecede olmalıdır. BK m 57 hayvana el koyma hakkı da tanımaktadır.

Zaruret halinin bir hukuka uygunluk sebebi olabilmesi için aşağıdaki koşulların gerçekleşmesi gerekir;

1.  Faile ya da üçüncü bir kişiye yönelik zarar tehlikesinin bulunması:

Zaruret hali sadece zarar verene değil, bir üçüncü kişiye yönelik zarar tehlikesi için de hukuka uygunluk sebebidir. Bu nedenle bir üçüncü kişiyi zarar tehlikesinden kurtarma amacıyla işlenen fiiller de hukuka uygunluk sebebinden yararlanacaktır.

Zarar tehlikesinin mutlaka şahıs varlığına yönelik olması gerekmez. Malvarlığına yönelik zarar tehlikesi için de zaruret hali söz konusudur.


2.  Failin kendisine ya da üçüncü kişiye yönelik zarar tehlikesini önlemesi için başkasına zarar vermenin zorunlu olması:

Zarar tehlikesini başka yollarla önlemek mümkün ise hukuka uygunluk sebebinden söz edilemez.

Üçüncü kişiye verilen zarar, failin kendisini ya da başka bir kişiyi bir zarar tehlikesinden kurtarma amacına yönelik olmalı ve bu amaçla sınırlı kalmalıdır. Sınır aşılmışsa sorumluluk söz konusu olacaktır.

3. Zararın, zarar tehlikesinin yaratılmasıyla ilgisiz bir üçüncü kişiye verilmesi:

Bu unsur, zaruret halini meşru müdafaadan ayıran en önemli unsurdur. Meşru müdafaada zarar, saldırıda bulunan kişiye verilmektedir. Zaruret halinde ise zarar tehlikesinin yaratılmasıyla uzaktan yakından ilgisi bulunmayan bir üçüncü kişiye verilmektedir.

4.  Üçüncü kişinin malvarlığına zarar verilmiş olması:

Bu unsur zaruret halini meşru müdafaadan ayırt eden bir unsurdur. Meşru müdafaada, saldırıda bulunan kişinin şahıs varlığına ya da malvarlığına zarar verilebilir.

Zaruret hali içinde zarara yol açan kişinin tam değil, kısmi sorumluluğu söz konusu olabilecektir. Sorumlu tutulan kısım için failin fiili hukuka aykırı değerlendirilecektir. Zarar gören, başkasına verdiği zararla kendisini bir zarar tehlikesinden kurtardığına göre, verdiği zararın bir kısmını tazmin etmelidir. Burada zarar tehlikesiyle karşılaşan kişinin, zarar verdiği kişini katlandığı fedakarlığın taraflar arasında denkleştirilmesi kabul edilmektedir. 
B. ÖZEL HUKUKDA HUKUKA UYGUNLUK NEDENLERı:

Suçun unsurlarından birisi hukuka aykırılık unsurudur. Bir eylemin suç sayılabilmesi için kanunun onu suç olarak tanımlaması gerekir. Hukuka uygunluk nedenleri kanunun suç olarak nitelediği eylemin hukuka aykırılığını ortadan kaldırarak onu suç olmaktan çıkarır. Özel Hukuka Uygunluk Sebepleri MK. Md.24/f.2'de şu şekilde düzenlenmiştir:

""Kişilik hakkı zedelenen kimsenin rızası, daha üstün nitelikte özel veya kamusal yarar ya da kanunun verdiği yetkinin kullanılması sebeplerinden biriyle haklı kılınmadıkça, kişilik haklarına yapılan her saldırı hukuka aykırıdır.""

Bu çerçevede özel hukuka uygunluk nedenlerini şu şekilde sıralayabiliriz:

1-Rıza:

Rızanın hukuka uygunluk sebebi sayılabilmesi için aşağıdaki koşulları taşıması gerekir:

a. Rıza Hukuka ve Ahlaka Uygun Olmalıdır:

Her rıza fiildeki hukuka aykırılık niteliğini ortadan kaldırmaz. Kişinin üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği kişisel değerlerine saldırılmasına yönelik rıza hukuka aykırıdır. Bunun sonucu olarak, bir kimsenin yaşam hakkını ortadan kaldırmaya yönelik rıza bir hukuka uygunluk nedeni olamaz.

Kişinin bedensel bütünlüğüne saldırılara ve müdahalelere rızası belirli koşullar altında hukuka uygundur. Bu duruma özellikle spor gösterileri ve tıbbi müdahaleler nedeniyle tanık olmaktayız.

b.  Rıza Bunu Açıklamaya Ehliyetli Kişi Tarafından Verilmiş Olmalıdır:

Kişilik hakkına yönelik saldırının hukuka uygun sayılabilmesi için buna rıza gösteren kişinin tam ehliyetli olması gerekir. Ehliyetsiz kişi adına, yasal temsilcinin rızası ise ancak ehliyetsiz kişinin yararına yönelik olan müdahaleler için söz konusu olabilir. Buraya özellikle Tıbbi müdahalelere verilen rıza girer.

2. Üstün Nitelikte Özel Yarar:

Buna göre zarara uğrayan kişinin yararı ile saldırıda bulunan kişinin failin yararı çatıştığında, failin korunmaya değer daha üstün nitelikte bir özel yararı mevcut ise doğan zarardan sorumlu tutulmayacaktır. Burada çatışan yaralardan, yararı daha üstün nitelikte olan kişi lehine getirilmiş olan hukuka uygunluk sebebi söz konusudur.

Yukarıda belirtildiği üzere, hastaya tıbbi müdahale kendisinin veya yasal temsilcisinin rızasını gerektirir. Ancak, bunu temin etmek mümkün olmadığı hallerde bu rıza aranmadan yapılan müdahale ""üstün nitelikte özel yarar"" nedeniyle hukuka uygundur.

C. CEZA HUKUKUNDA HUKUKA UYGUNLUK NEDENLERı:

1.   Meşru Müdafaa şartları, Sorunun Aşılması

2.   Kanun Hükmünü ıcra

3.   Yetkili Mevkiin Emrini ıfa

4.   Zaruret Hali

Meşru müdafaa, kanun hükmünü icra ve yetkili merciin emrini ifa sebeplerinin özel güvenlik alanında nasıl uygulanabileceğine işaret edilmiştir.

1. CEZA HUKUKUNDA MEşRU MÜDAFAA:

Hukuka uygunluk nedenleri, hukuka aykırılığı ortadan kaldırıp, eylemi, hukukun meşru saydığı bir hareket haline getirirler.


Adı geçen nedenler, genel olarak suç sayılan bir eylemin yapılması yetkisini tanıdıkları, yada bunu bir görev haline soktukları için, eylem daha yapılmaya başlandığı anda meşru olarak vücut bulur.

TCKMd. 25(1) Gerek kendisine ye gerek başkasına ait bir hakka yönelmiş, gerçekleşen veya hal ve koşullara göre saldırı ile orantılı biçimde defetmek zorunluluğu ile işlenen fiillerden dolayı faile ceza verilmez.

TCK Md. 25(2) Gerek kendisine gerek başkasına ait bir hakka yönelik olup, bilerek neden olmadığı ve başka suretle korumak olanağı bulunmayan ağır ve muhakkak bir tehlikeden kurtulmak veya başkasını kurtarmak zorunluluğu ile ve tehlikenin ağırlığı ile kullanılan vasıta arasında orantı bulunmak koşulu ile işlenen fiillerden dolayı faile ceza verilmez.

Meşru Müdafaanın şartları:

a. Saldırıya ılişkin şartlar:

(1) Mevcut Bir Saldırının Varlığı:

Kural olarak bir saldırının mevcudiyeti yoksa meşru müdafaadan bahsedilemez. Bu nedenle sona ermiş bir saldırıdan sonra meşru müdafaaya girişilemez . Henüz başlamamış olmakla birlikte başlayacağı muhakkak olan ve başladığı takdirde savunmayı imkansız yada çok güç hale getirecek bir saldırıya karşı savunma da meşru kabul edilmektedir.

(2) Saldırının Haksızlığı:

Saldırının hukuka uygun olmaması, onun haksızlığını gösterir. Haksız olan saldırının suç teşkil etmesi şart değildir. Hukuk düzeni, kişiye, saldırıya katlanma yükümlülüğü getirmemişse saldırı haksız demektir.

Sınırları içerisinde kalan meşru müdafaaya karşı meşru müdafaada bulunulamaz.

(3) Saldırının Hedefi:

Madde metnine göre meşru müdafaa kişinin kendisine ve başkasına ait bir hakka yönelmiş saldırıya karşı yapılmaktadır. Başta yaşam hakkı ve vücut bütünlüğü olmak üzere sahip olunan her hakka karşı meşru savunma yapılabilmektedir.

b. Savunmaya ılişkin şartlar:

(1) Savunmada Zorunluluk Bulunması:

Savunmada zorunluluk bulunması, saldırıya uğrayanın başka türlü hareket etme imkanına sahip olmamasıdır.


Saldırıya uğrayanın kaçma imkanı varken, kaçmayıp savunmada bulunması yine meşru müdafaadır. ""Yasal savunmada hiçbir zaman ve hiçbir ahvalde sanığa kaçma mükellefiyeti tahmil edemez ve kaçarak kurtulması istenemez veya bu halin yani kaçma imkanının var olup olmadığı yasal savunma saptanırken asla gözetilemez."" Ufak bir gayret veya gerileme ile saldırıdan kurtulma ihtimali varsa bu yol tercih edilmelidir.

(2) Savunma - Saldırı Oranı:

Madde metnindeki "" saldırı ile orantılı biçimde"" ifadesi ve hukuka uygunluk nedenlerinde sınırın aşılması (TCK m.27) durumundan bu unsuru çıkartabiliyoruz. Oran önce saldırıya uğrayan hak ile savunma dolayısıyla zarara uğrayan hak arasında gözetilir.

Oran ikinci olarak saldırı ve savunmada kullanılan araçlar yönünden aranır. Bu husus madde metninde ""tehlikenin ağırlığı ile konu ve kullanılan vasıta arasında orantı"" şeklinde bilirtilmiştir. Hiç şüphesiz araçlarda bire bir eşitlik aranmayacaktır. Araçlar bakımından aranan oranın ölçütü, savunanın silahını saldırıyı önleyecek derecede kullanmasıdır.

Üçüncü Kişiler Lehine Meşru Müdafaa:

ÖGG için üçüncü kişiler lehinde meşru müdafaada bulunmak -yer ve zaman şartları da varsa- görevidir.

Savunmanın saldırıya karşı oranı kaybolduğunda, oran savunmadan yana ağır basmaya başladığında meşru müdafaa sınırı aşılmış olur. Bu noktadan itibaren eylem hukuka aykırıdır. TCK Md. 27/1 : ""Ceza sorumluluğunu kaldıran nedenlerde sınırın kast olmaksızın aşılması halinde ..............hükmolunur"" denmektedir.

TCK MD. 27/2 : ""Meşru savunmada sınırın aşılması maruz görülecek bir heyecan, korku veya telaştan ileri gelmiş ise faile ceza verilmez.""


"

2. KANUN HÜKMÜNDE İCRA:

TCK'nin hukuka uygunluk sebeplerini genel olarak düzenleyen 24. maddesinde kanun hükmünü icra ile amirin emrini ifa birlikte zikredilmekteyse de bu ikisi farklı kurumlardır.

""Kanunun hükmünü yerine getiren kimseye ceza verilemez."" (TCK md. 24/1)

""Kanun hükmünü icra"" nedeniyle hukuka uygunluğun söz konusu olabilmesi için o konuda bir pozitif hukuk kuralı bulunmalıdır. Bir mesleğin yerine getirilmesinden bahsediliyorsa meslek mevzuatında hüküm bulunmalıdır.

Kanun hükmünü icra hukuka uygunluk nedeninde ikinci adım, yetkili ve görevli memurun veya hak sahibinin takdiridir. Memurlar açısından takdirin isabeti mesleki bilgi ve tecrübeye bağlıdır.

Özel Güvenlik Hukuku ve Kişi Hakları

ÖGG'nin muhtelif kanunlarla verilmiş görev ve yetkileri vardır. Bu görevler, ÖGG'ye emir verme yetkisine sahip makamlar tarafından, karşılaşılan somut olayda kullanılmak üzere dile getirilmemiş, ÖGG'nin kendi insiyatifı ile uygulanmışsa kanun hükmünü icra söz konusudur.

Aslıda kanun hükmünün yerine getirilmesi başka bir açıdan suçtur. Ancak bir başka hüküm bu fiili suç olmaktan çıkarmış ve fail sorumlu sayılmamıştır. Kanunun hükmünü yerine getiren memurun ruhu baskı altında değildir. Bir ruhi baskıya karşı reaksiyon göstermemektedir. Ancak kanununun hükmünü icra ettiği için kendisinde kötülük yoktur. Kanunun hükmünü yerine getirmiş dolayısıyla görevini ifa etmiştir. Kanunun hükmünü icra ve bunun hukuka uygun olması için iki şart gereklidir.

1.   Bir kural veya hüküm olmalı

2.   Fail bu kuralın gereğini, istemini yerine getirmelidir.

Bu iki şarttan birinin eksikliği muhatabın mukavemet hakkını hukuka uygun hale getirir.

Kanun kavramının kapsamına tüm düzenlemeler, kanunlar, tüzük, karar ve yönetmelikler girer.

Kanun emrini yerine getirme görevi memura ve özellikle polise verilmiştir. Özel şahıslar da suçüstü hallerinde faili yakalamakla görevlidirler. Güvenlik güçleri kişiye karşı kuvvet kullanmak yetkisiyle donatılmışlardır. Polis, halin gerektirdiği cebir ve şiddeti kullanabilir.

Haciz yapan icra memuru, delillere el koyan polis veya jandarma yağma suçu işlemiyor, usulüne uygun olarak tanıklık yapan şahıs başkasını küçük düşürse bile hakaret suçu işlememektedir. Tüm bu hallerde kanun hükmü yerine getirilmektedir.

3. YETKıLı MEVKııN EMRıNı ıFA:

TCK m. 24'de ""... yetkili bir merciden verilip yerine getirilmesi görev gereği zorunlu olan bir emri uygulayan sorumlu olmaz""

Emrin yerine getirilmesi memurun görevi bakımından zorunlu olmalıdır. Bu şart ÖGG için üç hususu gerektirir:

1.  Görev yeri,

2.  Görev zamanı,

3.   ÖGG'nin görevleri olarak mevzuatta sayılmış olma. Üçüncü şart emrin mevzuatta belirlenen çerçevede olmasıdır.

Kanuni bir emrin verilmesi halinde, amir aracılığıyla kanunun bir hükmü yerine getirilmiş olacaktır. Yani kanundaki genel ve soyut hükmün olaya uygulanmasında memurun takdiri ortadan kalkacaktır.

Kanuni emri icrada, emre bu meşruluğu veren bir kanun hükmü vardır ve bu hükmün talep ettiği fiil, amirin emri aracılığıyla işlenmiştir. Böyle bir ilişkinin hukuki olabilmesi için:

Özel Güvenlik Hukuku ve Kişi Hakları

1.   Amirin o konuda emir vermeye yetkili olması,

2.   Verilen emrin, memurun görev ve yetki alanı içinde bulunması,

3.   Emrin, önceden konulmuş usul ve şartlara uygun olarak verilmesi gerekir.

Bu konuda karşılaşılan sorun, amir tarafından verilen ve memurun görevi gereği yapmak zorunda olduğu emir nedeniyle işlenen suçtan memurun sorumlu tutulup tutulamayacağıdır. Sorun yukarıda sayılan üçüncü şart ile ilgilidir. Konu bir anayasa kuralı tarafından düzenlenmiştir. Anayasa md. 137

Bu hüküm, memura aldığı emrin şekil ve içerik bakımından uygunluğunu araştırma mükelle­fiyeti yüklemiştir.

Memur önce emrin şekil bakımından hukuka uygunluğunu araştıracaktır. Buna göre şu iki soruya cevap arayacaktır:

1.   Emri veren yetkili makam mıdır?

2.   Bu emri yerine getirmek memurun görevi midir?

Biçimsel bakımdan hukuka uygun olan emrin muhteva bakımından da hukuka uygun olması gerekir. Anayasa1 nın yukarıda metni verilen 137. maddesine göre muhteva bakımından emri üç kümede ele alabiliriz:

1.  Hukuki emir, yerine getirilmek zorundadır.

2.  Hukuka aykırı olmakla beraber suç teşkil etmeyen emir: Bu takdirde memur kanaatini amirine bildirecek, amir emrinde ısrar eder ve bunu yazılı olarak bildirirse yerine getirecektir.

3.   Konusu suç teşkil eden emir: Kesinlikle yerine getirilmeyecektir. Aksi halde memur da sorumlu olacaktır

Kanun bazen Ast'a emrin hukuka uygunluğunu araştırma yetkisi vermeyebilir. Gerçekten hukuk düzenleri devletin bazı organlarını verilen emri yerine getirmekle yükümlü kılmışlar, astlara emrin kanuna uygunluğunu araştırma yetkisi vermemişlerdir. Ancak polis ve askerin arayamayacağı hukuka uygunluk öz, içerik bakımından hukuka uygunluktur. Eğer Ast'a özü itibariyle hukuka aykırı olan emri hukuka aykırı ve uygunluğunu araştırma imkanı hukuken verilmemiş ve emir görünüşte suç teşkil etmiyorsa bu fiilden sadece üst sorumludur, Ast cezalandırılmaz çünkü bir görevi yerine getirmiştir, yaptığı fiil hukuka aykırı değildir.

TCK Md. 24/4 de ""Emrin hukuka uygunluğunun denetlenmesinin kanun tarafından engellendiği hallerde, yerine getirilmesinden emri veren sorumlu olur"" denmektedir.

4.  ZARURET HALı:

TCK m. 25/2 den anlaşılacağı gibi TCK zaruret halini, kişinin kendisine veya başkasına ait bir hakka yönelik tehlikelerden korunmak ve kurtulmak olarak tarif etmiştir.

Özel Güvenlik Hukuku ve Kişi Hakları

Zaruret halinin şartları:

1.  Ağır ve muhakkak bir tehlikenin varlığı,

2.  Tehlikenin bir hakka yönelik olması,

3.  Tehlikeye bilerek sebebiyet vermemiş olma,

4.  Tehlikeden başka türlü kurtulma imkanı bulunmaması ve tehlikeye katlanma konusunda hukuki bir yükümlülüğü bulunmamaktır.

Zaruret Hali; Kişinin vukuuna bilerek ve isteyerek sebebiyet vermediği bir tehlikeden kendisini veya başkasını kurtarmak için başkasına zarar vermesidir. Dağda fırtınaya tutulan kişinin birinin evine zorla girmesi, bir yaralıyı kurtarmak için otomobili hızlı sürme, ancak başkasının hayatını tehlikeye koymada olduğu gibi.

Meşru müdafaada fiil bir reaksiyondur. Zaruret halinde ise bir tecavüz söz konusudur. Burada kişi kendi kurtuluşu için bir fiil işlemektedir. Mesela biri diğer birini dövmek istesin. Dövülmek istenen kaçmayıp direnirse meşru müdafaa, direnmeyip kaçar ve birinin evine girerse zaruret hali olur.

Zaruret halinde tehlikenin kaynağı insan da olabilir tabiat da.

Zaruret halinde kişi zorunlu olarak başkasına zarar vermelidir. Çaresizlik içinde olmalıdır. Önünde başka alternatif bulunmamalıdır. Eğer kurtuluş yolu varsa fail zaruret halinde olamaz. Kısacası başkasına zarar vermeden tehlikeden zarar görmemek mümkün olmayacaktır. Oysa meşru müdafaada kişiden kaçması beklenemez.

Hukuka Uygunluk Sebeplerinde sınır üç şekilde aşılır:

-    Kasten

-    Taksirle

-    Kaza ile

 

VI. ZOR KULLANMA VE SıLAH KULLANMA YETKıSı-SINIRLARI: A. ZOR KULLANMA:

5188 sayılı kanun md.7'de özel güvenlik görevlisine sorumlu olduğu alanı koruma, bu alanda konusu suç olan eşyayı emanete alma, tehlikeli görünen şüpheli kişiyi arama yetkisi belirtilmiştir. Bu işlemler yapılırken karşı taraf bunlara razı olmayacak ve direnecektir. Bu durumda güvenlik görevlisinin zor kullanma yetkisini kullanması gerekir. Engellemek, aramak, yakalamak için zor kullanılır.

Zor kullanma saldırmanın ve direnmenin mahiyetine ve derecesine göre şüpheliyi etkisiz hale getirmek için kademeli olarak artan nispette bedeni güç maddi güç veya yasal sınırlar içinde çeşitli silah (cop, sprey) kullanmak suretiyle karşı tarafı etkisiz hale getirme halidir.

Zor kullanmada, zorunluluk(mecburiyet) denge ve gereklilik(yasal) unsurlarının bulunması gerekir. (PVSK ek md. 6) Zor kullanma; engelleme, yakalama, arama, el koyma yasal sınırlar içerisinde yapılması istenirken karşı tarafın uymadığı, engel olduğu zorluk çıkardığı durumlarda kullanılır.

Zor kullanma; kanunsuz toplu hareket haline gelen bir toplumsal olayın etkisiz hale getirilmesi veya önlenmesi veya dağıtılması için ; toplu hareketin niteliğine veya dağıtma sırasında meydana gelen cebir ve şiddet veya saldırı veya direnişin derecesine göre kademeli şekilde artan ölçüde bedeni kuvvet, maddi güç ve silah kullanılması halini

Silah ve araç; cop sis ve gaz bombaları, tabanca .makineli tabanca ve tüfek, gaz ve bomba tüfeği, dürbünlü tüfek ve benzeri vurucu, önleyici etkisiz hale getirici savunmaya elverişli aletleri, gaz, boyalı ve boyasız tazyikli su püskürten veya personeli ve malzemeleri taşıyan zırhlı veya zırhsız araçlar ile helikopterleri veya uçakları (Çevik kuvvet yönetmeliği md.4)

Özel güvenlikçinin zor kullanması görevli yetkili alan içerisinde ve yapması gerekli işlemlerle bu alanlara karşı yapılan saldırı veya bu alanları koruma aşamasında zorluk çıkaranlara, kurallara uymayanlara zor kullanması gerekir. Örneğin, toplu ulaşım araçları ile seyahat edecek kişinin üzeri aranmadan binmesini engellemek için kademeli zor kullanma yetkisi uygulanır.

Amaca ulaşıldığı noktada zor kullanmanın seviyesi belirlenmeli ve zor kullanma tedbirine son verilmelidir.

Zor kullanmak için güvenlikçinin yeterli ve etkili teçhizata sahip olması gerekir. Belirli sistem ve cihazların kullanılmasının güvenlikçi ve karşı taraf için olumlu yansımaları olur.

-     Fiziki engeller zor kullanma gerekliliğini aza indirir. Tel örgü, barikat, su-ıslatma vb.

-     Fiziki görüntü, güvenlikçinin teçhizatlı ve kararlı hali karşı tarafa kuvvet

göstergesidir ve karşı tarafın direncini kırarak zor kullanmanın şiddetini düşürür.


Genel zabıtaya zor kullanma yetkisi CMK md. 90, 168 PVSK md. 16, 17 ve ek 6.,Asayişe müessir bazı fiillerin ön. Hak. Kanun md. 1,2., Toplantı ve gösteri yürüyüşleri kanunu md. 24, kaçakçılığın men ve takibine dair kanun md. 11, Suçüstü kanunu ıcra ve iflas kanunu md. 81, Gümrük kanunu md. 7,Polis Çevik kuvvet yönetmeliği md. 4 ve bir çok mevzuatta tanınmıştır.

B. SıLAH KULLANMA YETKıSı VE SINIRLARI:

Hangi koruma ve güvenlik hizmeti için ne miktar ve özellikte ateşli silah bulundurulabileceği il güvenlik komisyonu tarafından belirlenir.

Ancak eğitim ve öğretim kurumlarında, sağlık tesislerinde, talih oyunları işletmelerinde, içkili yerlerde silahlı özel güvenlik görevlisi çalıştırılmasına izin verilmez. Özel güvenlik görevlileri, özel toplantılarda, spor müsabakalarında, sahne gösterileri ve benzeri etkinliklerde silahlı olarak görev yapamazlar.

Koruma ve güvenlik hizmetinde kullanılacak silah ve teçhizat, ilgili kişi veya kuruluş tarafından temin edilir. Özel güvenlik şirketleri ateşli silah alamaz ve bulunduramazlar. Ancak özel güvenli şirketlerine, para ve değerli eşya nakli, geçici süreli koruma ve güvenlik hizmetlerinde kullanılmak üzere, özel güvenlik eğitimi veren kurumlara, silah eğitiminde kullanılmak üzere komisyonun kararı ve valinin onayı ile silah alma, kullanma ve taşıma izni verilebilir.

Özel güvenlik görevlileri silahlarını görev alanı dışına çıkaramazlar, işlenmiş bir suçun sanığı veya suç işleyeceğinden kuvvetle şüphe edilen kişinin takibi, dışarıdan yapılan saldırılara karşı tedbir alınması, Para ve değerli eşya nakli, kişi koruma ve cenaze töreni gibi güzergah ifade eden durumlarda güzergah boyu görev alanı sayılır. Görev alanı, zorunlu hallerde komisyon kararıyla genişletilebilir.


VII. ÖZEL GÜVENLıK GÖREVLıSıNıN ıNSAN HAKLARI ıHLALLERı ÖZEL GÜVENLıK GÖREVLıLERıNıN FAıLı OLABıLECEKLERı SUÇLAR:

1. Memurların Hürriyeti Tahdit Cürmü (TCK Md. 109,110):

TCK Md. 109 ""Bir kimseyi hukuka aykırı olarak bir yere gitmek veya bir yerde kalmak hürriyetinden yoksun bırakan kişiye bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir"" demektedir.

Ağırlaştırıcı Sebepler;

""Kişi fiili işlemek için veya işlediği sırada cebir tehdit veya hile kullanırsa......""

""......Kamu görevinin sağladığı nüfuz kötüye kullanmak suretiyle......."" verilecek ceza attırılır.

Hafifletici Sebepler;

TCKMd. 110;

"".....Suçu işleyen kişi, bu suç nedeniyle soruşturulmaya başlanmadan önce mağdurun

şahsına zararı dokunmaksızın onu kendiliğinden güvenli bir yerde serbest bırakacak olursa cezanın üçte ikisine kadarı indirilir.

Suçun maddi unsuru hukuka aykırı olarak veya usul ve şartlara uymadan bir kişiyi özgürlüğünden yoksun bırakmasıdır.

Bir Başka ifadeyle her ÖGG bu suçun faili olabilir.Suçun mağduru hürriyeti kısıtlanan kişidir.

2.   Haksız Üst Arama Cürmü (TCK Md. 120):

TCK md.120 : ""Hukuka aykırı olarak bir kimsenin üstünü veya eşyasını arayan kamu görevlisine üç aydan bir yıla kadar hapis cezası verilir.""

ÖGG'leri memur sayılmaları nedeniyle bu suçun bu suçun faili olabilirler.

3.  Zimmet (TCK Md. 247):

Kamu idaresinin güvenliğine ve işleyişine karşı işlenen suçlardan birisi olan zimmet, memurun görevi nedeniyle kendisine devredilmiş olan veya koruma ve gözetimiyle yükümlü olduğu malı kendisinin veya başkasının zimmetine geçirmesidir.

Tüm ÖGG memur sayılmaları nedeniyle bu suçun faili olabilirler.

Zimmetin konusu ""para, para yerine geçen evrak, senetler ve diğer mallar""dır. ÖGG'ye para, para yerine geçen evrak ve senetler görevleri gereği tevdi olunamazlar.

I                                                 Özel Güvenlik Hukuku ve Kişi Hakları                                                  ||

Maddenin birinci fıkrasında yer alan basit zimmetin maddi unsuru, zimmete konu eşyanın kendisi veya başkası için mal edinilmesi veya yararlanma kastıyla alınmasıdır. Geçici kullanma kastıyla alınması da zimmet suçunu oluşturmaktadır.

Zimmetin maddi unsuru, memurun, cürme konu eşyayı ayrıldığı amaç dışında kullanması, mal edinmesidir.

Maddenin ikinci fıkrasındaki nitelikli zimmet suçunun maddi unsuru da aynıdır. Fakat ""eylem dairesini aldatacak ve fiilin açığa çıkmamasını sağlayacak her türlü hileli faaliyette bulunmak suretiyle"" gerçekleştirilmelidir. Hileli faaliyetlerin aldatma yeteneği bulunmalı ve gerçek, ilgili kurumca hileye rağmen öğrenilebilecek durumda bulunmamalıdır. Zimmet suçlarının manevi unsuru kasttır.

Ağırlaştırıcı Sebepler;

Zimmet suçunun  açığa  çıkmamasını   sağlamaya yönelik hileli  davranışlarla  işlenmesi ağırlaştırıcı sebebi teşkil etmektedir.

Hafifletici Sebepler;

Soruşturma başlamadan önce malın aynen iadesi veya zararın ödenmesi halinde cezanın üçte ikisi indirilecektir. (TCK Md. 248/1).

Zararın kovuşturma başlamadan ödenmesi halinde yarısı indirilecektir. (TCK Md.248/2)

Zarar kamu davası açıldıktan sonra fakat hüküm verilmeden önce ödenmişse ceza üçte bir oranında indirilecektir. (TCK Md. 248/2)

Suç ile elde edilen yararın değeri hafıfse ceza üç'de birinden yarıya indirilir (TCK Md. 249)

4. ırtikap (TCK Md. 250):

TCK Md. 250/1: ""Görevinin sağladığı nüfuzu kötüye kullanmak suretiyle kendisine veya başkasına yarar sağlanmasına veya bu yolda vaatte bulunulmasına, bir kimseyi icbar eden kamu görevlisi beş yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Yukarıdaki fıkrada yazılı cürüm, ikna suretiyle islenirse faile üç yıldan beş yıla kadar ağır hapis cezası verilir.""

Devlet idaresi aleyhinde işlenen cürümlerden olan irtikap ""memurun memuriyet sıfat ve görevini kötüye kullanarak kendisine veya başkasına para, çıkar veya vaat sağlamak için bir kimseyi ikna etmesi veya zorlaması veya karşısındakinin hatasından yararlanarak bunları temin etmesidir.""

ÖGG bu suçun faili olabilirler. Suç, memuriyet sıfat ve görevini kötüye kullanarak islenebilir. ÖGG memuriyet görevini ancak görev alanı ve zamanı ile sınırlı olarak kullanabilirler.

Suçun maddi unsuru icbar etmek, ikna etmek veya hatadan yararlanmak suretiyle almaktır.

Manevi cebir söz konusu olduğu hallerde, manevi cebrin takdirindeki farklılıklar nedeniyle bir eylemin rüşvet, irtikap veya görevi kötüye kullanma teşkil etmesi mümkündür. Gerekmediği halde, muhatabın bilmemesi nedeniyle onu para-menfaat vermeye ikna etmek, irtikap suçunun ikinci maddi unsurudur.

Suçun manevi unsuru kasttır.

5. Denetim Görevinin ıhmali (TCK Md. 251):

TCK Md. 251/1: "" Zimmet veya irtikap suçunun işlenmesine kasden göz yuman denetimle yükümlü kamu görevlisi, işlenen suçun müşterek faili olarak sorumlu tutulur.""

TCK Md. 251/2: ""Denetim görevini ihmal ederek zimmet veya irtikap suçunun işlenmesine imkan sağlayan kamu görevlisi, üç aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.""

Suçun faili denetim görevini ihmal eden memurdur. Zimmet suçuna iştirak etmeyen, failin amiri veya onu denetlemekle görevli kimse bu suçun faili olabilir. Her amir, yönetimin bir fonksiyonu olarak, aynı zamanda denetleme yetki ve görevine de sahiptir.

Suçun maddi unsuru birinci fıkrada kast, ikinci fıkrada ise denetim görevinin ihmal edilmesidir.

Failin denetim görevini ihmal etmesi hareket, bu ihmal nedeniyle zimmet veya irtikapın oluşması veya artması ise neticedir.

6.   Rüşvet Alma Cürmü (TCK Md. 252):

Rüşvet; bir kamu görevlisinin görevinin gereklerine aykırı olarak bir işi yapması veya yapmaması için kişiyle vardığı anlaşma çerçevesinde bir yarar sağlanmasıdır.

TCK Md. 252/1: ""Rüşvet alan kamu görevlisi, dört yıldan on iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Rüşvet veren kişi de kamu görevlisi gibi cezalandırılır. Rüşvet konusunda anlaşmaya varılması halinde, suç tamamlanmış gibi cezaya hükmolunur.""

Devlet idaresi aleyhine işlenen cürümlerden olan rüşvet ""memurun icbar veya ikna tarzında bir hareketi olmaksızın kanunen veya nizamen yapmaya mecbur olduğu işi öncelikle yapmak, yapmak, geciktirmek veya yapmamak, yapmamaya mecbur olduğu şeyi yapmamak, geciktirmek veya yapmak için bir kimseden haksız menfaat ya da buna ilişkin vaat almasını sağlayan anlaşmadır.""

Özel Güvenlik Hukuku ve Kişi Haklan

Etkin pişmanlık durumunda; yani soruşturma başlamadan önce yetkili makamlara haber vermesi ve iade etmesi halinde ceza verilmez.

7.  Yetkili Olmadığı Bir ış ıçin Yarar Sağlama (TCK Md. 255):

TCK md. 255 : ""Görevine girmeyen ve yetkili olmadığı bir işi yapabileceği veya yaptırabileceği kanaatini uyandırarak yarar sağlayan kamu görevlisi bir yıldan beş yıla kadar hapis ve adli para cezası ile cezalandırılır.""

Suçun faili kamu görevlileridir. Maddi unsuru, failin görevine girmeyen, yapılması veya yapılmaması hususunda yetkisi bulunmayan bir iş için, muhatabını yapabileceğine inandırarak çıkar sağlamasıdır.

8.  ışkence ve Eziyet (TCK Md. 94/96):

Türk Ceza Kanununda bir kişiye karşı insan onuruyla bağdaşmayan ve bedensel ve ruhsal yönden acı çekmesine neden olan davranış işkence, ve eziyet olarak tarif edilmiş ve hapis cezası ile cezalandırılmaları hüküm altına alınmıştır.

ÖGG'leri; Üst, eşya ve araç aramalarında insan onur ve haysiyetini rencide etmeyecek keyfi ve sert muamelelerden kaçınarak arama yapmalıdırlar.

9. Zor Kullanma Yetkisine ilişkin Sınırın Aşılması Cürmü (TCK Md. 256):

TCK Md. 156: ""Zor kullanma yetkisine sahip kamu görevlisinin, görevini yaptığı sırada kişilere karşı görevinin gerektirdiği ölçünün dışında kuvvet kullanması halinde, kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.""

10. Görevi Kötüye Kullanma Cürmü (TCK Md. 257/1):

TCK'da ayrıca suç olarak tanımlanan haller dışında, görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle; kişilerin mağduriyetine veya kanunun zararına neden olan veya kişilere haksız

kazanç sağlayan kamu görevlisi............cezalandırılır demek suretiyle görevi kötüye kullanma cürmü

tarif edilmiştir.

Kötüye kullanma kanunen tanınan yetki sınırını aşmaktır. Suçu oluşturan davranış, fail memurun görevi kapsamında yer almalıdır. Görev alan ve kapsamı dışındaki eylemler bu suçu oluşturmazlar.

Özel Güvenlik Hukuku ve Kişi Hakları

11. Görevi ıhmal (TCK Md. 257/2):

Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan haller dışında, görevinin gereklerini yapmakta ihmal veya gecikme göstererek, kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olan yada kişilere haksız kazanç sağlayan kamu görevlisi cezalandırılır.

12. Kamu Görevinin Ticareti (TCK Md. 259):

Yürüttüğü görevin sağladığı nüfuzdan yararlanarak, bir başkasına mal veya hizmet satmaya çalışan kamu görevlisi altı aya kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır.

13. Kamu Görevinin Toplu Olarak Terki veya Yapılmaması (TCK Md. 260):

Hukuka aykırı olarak ve toplu biçimde, görevlerini terk eden, görevlerine gelmeyen, geçici de olsa kısmen veya tamamen yapmayan veya yavaşlatan kamu görevlilerinin her biri hakkında üç aydan bir yıla kadar hapis cezası verilir. Sayının üçten fazla olmaması halinde ceza verilmez.

Hafifletici Sebep:

Kamu görevlilerinin mesleki ve sosyal haklan ile ilgili olarak, hizmeti aksatmayacak biçimde, geçici ve kısa süreli iş bırakmaları veya yavaşlatmaları halinde, verilecek cezada indirim yapılabileceği gibi ceza da verilmeyebilir.

14. Mal Üzerinde Zorla Tasarruf (TCK Md. 261):

ilgili kanunlarda belirlenen koşullara aykırı olduğunu bilerek, kişilerin taşınır veya taşınmaz malları üzerinde, karşılık ödemek suretiyle de olsa, zorla tasarrufda bulunan kamu görevlisi cezalandırılır.

15. Kamu Görevinin Usulsüz Olarak Üstlenilmesi (TCK Md. 262):

Bir kamu görevini, kanun ve nizamlara aykırı olarak yerine getirmeye teşebbüs eden veya terk emri kendisine bildirilmiş olduğu halde görevi sürdüren kimseye üç aydan iki yıla kadar hapis cezası verilir.

16. Kamu Görevine Ait Araç ve Gereçleri Suçta Kullanma Cürmü (TCK Md. 266):

Görevi gereği elinde bulundurduğu araç ve gereçleri bir suçun işlenmesi sırasında kullanan kamu görevlisi hakkında, ilgili suçun tanımında kamu görevlisi sıfatı göz önünde bulundurulmamış ise, verilecek ceza üçte biri oranında arttırılır.

Özel Güvenlik Hukuku ve Kişi Hakları

17. Hürriyete Karşı Suçlar ve Cinsel Saldırı:

TCK da cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar ile hürriyete karşı suçlar bir kamu görevlisinin işleyebileceği suçlar olmayıp, genel anlamda düzenlenmiştir. Ancak bu suçlardan bazılarının kamu görevlisi tarafından ve ""Kamu görevinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle"" işlenmesi halinde cezanın arttırılarak verileceği belirtilmiştir.

Bu cürümler şunlardır:

a.   Cinsel saldırı ( TCK Md. 102 )

b.   Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ( TCK Md. 109 )

c.   Eğitim ve öğretimi engellenmesi ( TCK Md. 112 )

d.   Kamu kurumu ve kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının faaliyetinin engellenmesi ( TCK Md. 113 )

e.   Siyası hakların kullanılmasının engellenmesi ( TCK Md. 114 )

f.    ınanç, düşünce ve kanaat hürriyetinin kullanılmasını engelleme, (TCK Md. 115 )

g.   Konut Dokunulmazlığının ihlali ( TCK Md. 116 ) h.   iş ve çalışma hürriyetinin ihlali ( TCK Md. 117 )

Bu suçlar kamu görevlisi tarafından ve kamu görevinin sağlandığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle işlenmesi halinde verilecek ceza bir kat artırılır. ( TCK Md. 119 )

18. Özel Hayata ve Hayatın Gizli Alanına Karşı Suçlar:

Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması, haberleşmenin gizliliğinin ihlal edilmesi, özel hayatın gizliliğinin ihlali kişisel verilerin kaydedilmesi gibi suçlar özel hayata ve hayatın gizli alanına karşı suçlar olarak belirtilmiştir.

TCK Md. 137 de; sayılan bu suçların, kamu görevlisi tarafından ve görevinin verdiği yetki kötüye kullanılmak suretiyle veya belli bir meslek ve sanatın sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle işlenmesi halinde verilecek cezanın yarısı oranında artırılacağı hükme bağlanmıştır.

ÖG görevlisi; gerek görevinin sağladığı imkanlar gerekse de mesleğinin sağladığı kolaylıklar nedeniyle özel hayata ait bir çok bilgiye vakıf olabilecektir. Mesleği gereği tanık olduğu veya vakıf olduğu bu bilgileri ifşa etmek suretiyle gizliliğini ihlal etmesi halinde nitelikli hal kapsamında suç işlemiş olacaktır.

19. ışaret ve Engel Koymama Cürmü (TCK Md. 178):

TCK Md. 178'de : ""Herkesin gelip geçtiği yerlerde yapılmakta olan işler veya bırakılan eşyadan doğan tehlikeyi önlemek için gerekli işaret ve engelleri koymayan, konulmuş olan işaret ve engelleri kaldıran ya da bunların yerini değiştiren kişi, iki aydan altı aya kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılacaktır."" denmektedir.

-53-

Özel Güvenlik Hukuku ve Kişi Hakları

Bu madde ÖGG'yi her zaman ilgilendirmese de; görev alanı ve süresi içinde ve kendi sorumluluğuna verilen bölge içinde tehlike doğurabilecek bir iş veya eşyanın işaretlenmesi ve gerekli uyarı ve engellerin konulması söz konusu olabilecektir.

ış yerleri ile diğer kurum ve kuruluşlarda, bu işaretlerin konması ve gözetimi güvenlik biriminin sorumluluğunda olacağından, özel güvenlik elemanlarının insanların hayatını tehdit edebilecek bu tür tehlikelere karşı daima dikkatli olmaları gerekecektir.

20. Göreve ılişkin Sırrın Açıklanması CUrmü (TCK Md. 258):

Göreve ilişkin sırrın açıklanması TCK Md. 258'de suç sayılmıştır.

""Görevi nedeniyle kendisine verilen veya aynı nedenle bilgi edindiği ve gizli kalması gereken belgeleri, kararlan, emirleri ve diğer tebligatı açıklayan veya yayınlayan veya ne suretle olursa olsun başkalarının bilgi edinmesini kolaylaştıran kamu görevlisine, bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası verilir."" denmektedir.

Özel güvenlik görevlisi TCK'nın uygulanması açısından memur sayıldığından, görevi gereği çalıştığı kuruma ait bir çok bilgiye ve sır niteliğinde değerli bilgilere sahip olabilecektir. Bunların açıklanması bu suçu oluşturacaktır. ÖGG çalıştığı kuruma ait bilgiyi bilerek veya bilmeyerek veya bu bilgilerin hiçbir değerinin olmadığını düşünse bile açıklamamalıdır.

21. Adliyeye Karşı Suçlar:

a.   Kamu Görevlisinin Suçu Bildirmemesi (TCK Md. 179)

TCK Md. 279'da : Kamu adına soruşturma ve kovuşturmayı gerektiren bir suçun işlendiğini göreviyle bağlantılı olarak öğrenip de yetkili makamlara bildirimde bulunmayı ihmal eden veya bu hususta gecikme gösteren kamu görevlisi altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır."" hükmü yer almaktadır.

b.   Suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme (TCK Md. 281),

c.   Suçluyu kayırma (TCK Md. 283),

d.   Tutuklu, hükümlü veya suç delillerini bildirmeme (TCK Md. 284), TCK'da adliye ye karşı suçlar olarak sayılmıştır.                                                                                                                           |

""Bu suçların kamu görevlisi tarafından göreviyle bağlantılı olarak işlenmesi halinde verilecek ceza yan oranında artırılır"" denmek suretiyle de kamu görevlileri için nitelikli suçlar haline getirilmiştir.

-54-

Özel Güvenlik Hukuku ve Kişi Hakları

Özel Güvenlik Görevlilerinin Muhakemesi:

5188 sayılı kanunun ceza uygulaması başlıklı MADDE 23. - Özel güvenlik görevlileri Türk Ceza Kanununun uygulanmasında memur sayılır.

Bunlara karşı görevleri sebebiyle suç işleyenler Devlet memurları aleyhine suç işlemiş gibi cezalandırılır.

TCK uygulanmasında memur sayılmak ile ceza soruşturmasında memur ayrıcalığından yararlanabilmek farklı kapsamdadır. Fakat ceza soruşturmasında memur ayrıcalığından yararlanabilecekleri yasada belirtilmemiştir.

Üniversitelerde Görevli ÖGG Ceza Soruşturmasında Memur Ayrıcalığına Sahiptir:

2547 sayılı Yüksek Öğretim Kanunu, bu kanuna tabi kurumlarda çalışan 657 sayılı DMK kapsamındaki personelin ""Görevlerini yaptıklar sırada işledikleri ileri sürülen suçlarla"" ilgili özel bir düzenleme getirmiştir (md. 53/c). Buna göre üniversitelerde çalışan, 657 sayılı Yasa'ya tabi (devlet memuru) ÖGG'nin görevi sırasında ve görevi ile ilgili bir suç işlemesi halinde bir soruşturmacı tayin edilecek ve üniversitenin bulunduğu ilin Valisi savcılık tarafından da soruşturma yapılmasına veya yapılmamasına karar verecektir (md. 53/c-2-e)154.

Ancak memur ayrıcalığı sadece devlet üniversitelerinde çalışan devlet memurları içindir. Vakıf üniversitesi personeli hakkında söz konusu değildir.

-55-

||                                                 Özel Güvenlik Hukuku ve Kişi Hakları                                                  ||.

VIII. ÖZEL GÜVENLıK GÖREVLıSıNE KARşI ışLENEBıLECEK SUÇLAR:

Öldürme, işkence, Hakaret, Direnme, Mala Zarar Verme ve Hürriyetinden Yoksun Kılma:

ÖZEL GÜVENLıK GÖREVLıLERıNıN MAğDURU OLABıLECEğı SUÇLAR:

Yeni Türk Ceza Kanununda sadece memurun veya kamu görevlisinin mağduru olabileceği suçlar belirtilmemiş, bazı suçların memura karşı işlenmesi halinde bunun nitelikli suç yani ağırlaştırıcı neden teşkil edeceği ve verilecek cezanın hangi oranda artırılacağı belirmiştir.

1.   Kasten Öldürme (TCK Md. 81,82):

Kasten öldürme suçunun mağduru herkes olabilir. Bu suç TCK'da genel olarak belirtilmiş olmakla birlikte, Md. 82 (1), a)' da ""kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle,"" kasten öldürülmesi halinde ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandılması öngörülmüştür.

2.   ışkence ( TCK Md. 94 ):

ışkence suçu TCK. Md. 94'de bir kamu görevlisinin faili olabileceği bir suç olarak tarif edilmiş olmakla birlikte; bu suçun ""diğer kamu görevlisine karşı ve görevi dolayısıyla"" işlenmesi halinde ağırlaştırılarak verilmesi hükme bağlanmıştır.

Bu suçun oluşmasında fail bir kamu görevlisi iken mağduru da başka bir kamu görevlisi olabilmektedir.

3.  Hakaret (TCK Md. 125):

Hakaret suçu TCK Md. 125'de düzenlenmiş ve ""bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi...............cezalandırılır."" şeklinde ifade edilmiştir.

Bu suçun ""kamu görevlisine karşı görevinden dolayı"" işlenmesi halinde alt sınırının bir yıldan aşağı olamayacağı hükme bağlanmıştır.

Hakaret suçunun soruşturulması ve kovuşturulması mağdurun şikayetine bağlıdır. şayet hakaret suçu kamu görevlisine karşı ve görevinden dolayı işlenirse soruşturulması ve kovuşturulması mağdurun şikayetine bağlı değildir. ( TCK Md. 131 (1))

-56-

Özel Güvenlik Hukuku ve Kişi Hakları

4.  Görevi Yaptırmamak için Direnme (TCK Md. 265):

TCK Md. 265'de tarif edilen direnme suçu; kamu görevlisine karşı işlenecek suç niteliğindedir.

""Kamu görevlisine karşı görevini yapmasını engellemek amacıyla, cebir veya tehdit kullanan kişi altı aydan, üç yıla kadar cezalandırılır.""denmektedir.

Suçun kendini tanınmayacak hale getirerek, birden fazla kişi ile birlikte, silahla yada suç örgütlerinin oluşturduğu korkutucu güçten yararlanarak işlenmesi halinde cezanın artırılarak verilebileceği belirtilmiştir.

5.   Hürriyetinden Yoksun Kılma (TCK Md. 109):

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu, kamu görevlisinin hem mağduru hem de faili olabileceği bir suç niteliğindedir. Suçun mağdurunun veya failinin kamu görevlisi olması halinde ağırlaştırılarak verileceği hüküm altına alınmıştır.

Bu suçun nitelikli suç teşkil etmesi için; eğer mağdur kamu görevlisi ise; fiilin, yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle işlenmiş olması, eğer suçun faili ise kamu görevinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle işlenmiş olması gerekmektedir.

Eğer ÖGG görevi ile ilgili olmayan bir nedenle ve görevi dışında bu suçun mağduru veya faili olması halinde nitelikli suç oluşmayacak ve normal bir vatandaş gibi değerlendirilecektir.

6.  Mala Zarar Verme (TCK Md. 151, 152):

TCK Md. 151/1'de ""Başkasının taşınır veya taşınmaz malını kısmen veya tamamen yıkan, tahrip eden, yok eden, bozan, kullanılmaz hale getiren veya kirleten kişi mağdurun şikayeti üzere ........cezalandırılır"" denmektedir.

Bu suçun mağduru herkes olabileceği gibi kamu görevlisi de olabilir. Ancak mağdur kamu görevlisi ve ""sona ermiş olsa bile, görevinden ötürü öç almak amacıyla bir kamu görevlisinin zararına olarak"" işlenmiş ise cezanın artırılarak verilmesi öngörülmüştür. (TCK Md. 152. (1). g)

Görüldüğü üzere sadece görevi yaptırmamak için direnme (TCK Md. 265 ) kamu görevlisine karşı işlenebilecek bir suç olarak belirtilmiş olup diğerleri herkesin mağduru olabileceği suçlardır. Ancak bunların kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlenmesi halinde cezanın ağırlaştınlacağı belirtilmiştir.

Özel Güvenlik Hukuku ve Kişi Hakları

IX. 5188 SAYILI YASA'DA YER ALAN SUÇLAR: Adli Suçlar ve Cezaları:

5188 sayılı Kanunun Adlî suçlar ve cezalar başlıklı 19. maddesinde;

1. ızinsiz özel güvenlik hizmeti alma:

Kanunun 3 üncü maddesinde belirtilen özel güvenlik iznini almadan özel güvenlik görevlisi istihdam eden kişilere veya kuruluşların yöneticilerine altı aya kadar hapis ve altımilyar (6.000.YTL) lira ağır para cezası verilir.

2. izinsiz özel güvenlik hizmeti verme, izinsiz özel güvenlik eğitimi verme:

Bu Kanunun 5 inci maddesinde belirtilen faaliyet iznini almadan özel güvenlik faaliyetinde bulunan şirketlerin kurucu ve yöneticilerine, bu Kanunun 3 üncü maddesinde belirtilen izni almadan özel güvenlik birimi oluşturan kurum ve kuruluşların yöneticilerine, bu Kanunun 14üncü maddesinde belirtilen izni almadan özel güvenlik eğitimi veren kurum ve kuruluşların yöneticilerine bir yıla kadar hapis ve yirmi milyar (20.000.YTL)lira ağır para cezası verilir. Bu şekilde cezalandırılan kişiler, özel güvenlik şirketlerinde ve özel güvenlik eğitimi veren kurumlarda kurucu ve yönetici olamazlar.

3. ızin almayan özel güvenlik görevlisini istihdam:

Bu Kanunun 11 inci maddesine göre çalışma izni verilmeyen kişileri özel güvenlik görevlisi olarak istihdam eden kişi, kurum, kuruluş veya şirketlere, çalıştırdıkları her kişi için üç milyar (3.000)lira ağır para cezası verilir. Bu kişiler silahlı olarak çalıştırılmış ise altı aya kadar hapis ve çalıştırılan her kişi için altı milyar lira ağır para cezası verilir.

4. Özel güvenlik mali sorumluluk sigortası yaptırmama:

Bu Kanunun 21 inci maddesinde belirtilen özel güvenlik malî sorumluluk sigortasını yaptırmadan özel güvenlik görevlisi istihdam eden kişi; kurum, kuruluş veya şirketlerin yöneticilerine istihdam ettikleri her kişi için üç milyar lira ağır para cezası verilir.

5. izinsiz özel güvenlik eğitimi verme, usulsüz reklam:

Bu Kanunda belirtilen faaliyet iznini almadan özel güvenlik hizmeti veya özel güvenlik eğitimi verdiğini ilân eden veya reklam yapan kişi; kurum, kuruluş veya şirketlerin yöneticilerine altı aya kadar hapis ve on milyar lira ağır para cezası verilir.

Özel Güvenlik Hukuku ve Kişi Hakları

X. ıDARı SUÇLAR VE CEZALARI:

5188 sayılı  kanunun 2O.maddesi       ıdarî suçlar ve para cezalarını aşağıdaki şekilde düzenlemiştir.

Zamanında bildirimde bulunmama:

a) Eğer kişi, kurum ve kuruluşlara sağlanacak özel güvenlik hizmetini 5 inci maddede belirtilen süre içinde ilgili valiliğe bildirmeyen özel güvenlik şirketlerine her bildirim için bir milyar lira idarî para cezası verilir.

Ek önlemleri almama:

b) 6 ncı madde uyarınca mülkî idare amirlerince istenen ilave tedbirleri almayan kişi; kurum, kuruluş veya şirketlerin yöneticilerine iki milyar lira idarî para cezası verilir.

Grev yasağına uymama, ateşli silahını kanuna aykırı ve görev alanı dışında kullanma, kimlik kartını başkasına kullandırma:

c)   17 nci maddede belirtilen grev yasağına uymayan, ateşli silahını bu Kanuna aykırı

veya görev alanı dışında kullanan veya özel güvenlik kimlik kartını başkasına kullandıran Özel güvenlik görevlisine bir milyar lira idarî para cezası verilir ve bu kişilerin çalışma izni iptal edilir. Bu kişiler bir daha özel güvenlik görevlisi olamazlar.

Eksikleri gidermeme:

d) 22 nci madde gereğince tespit edilip giderilmesi istenen eksiklikleri gidermeyen kişi; kurum, kuruluş veya şirketlerin yöneticilerine iki milyar lira idarî para cezası verilir.

Özel Güvenlik Görevlisini Başka ışte Çalıştırma:

e) Özel güvenlik görevlisini koruma ve güvenlik hizmetleri dışında başka bir işte çalıştıran kişi, kurum ve kuruluşlara her eylemleri için bir milyar lira idarî para cezası verilir.

Bu maddede öngörülen idarî para cezalan o yerin en büyük mülkî amiri tarafından verilir. Verilen para cezalarına dair kararlar ilgililere 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre tebliğ edilir. Bu cezalara karşı tebliğ tarihinden itibaren en geç yedi gün içinde yetkili idare mahkemesine itiraz edilebilir, itiraz, verilen cezanın yerine getirilmesini durdurmaz, itiraz, zaruret görülmeyen hâllerde, evrak üzerinden inceleme yapılarak en kısa sürede sonuçlandırılır.

itiraz üzerine verilen kararlara karşı bölge idare mahkemesine başvurulabilir. Bölge idare mahkemesinin verdiği kararlar kesindir. Bu Kanuna göre verilen idarî para cezalan, ilgili valilik veya kaymakamlığın bildirimi üzerine 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre Maliye Bakanlığınca tahsil olunur.

f) 11 inci maddenin ikinci fıkrası ile 12 nci maddenin üçüncü fıkrasında belirtilen bildirimleri süresinde yerine getirmeyenlere bir milyar lira idarî para cezası verilir.

Diğer OKUYANIN KÖŞESİ haberleri

  • PAYLAŞ

YORUM EKLE

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 3881